• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
ATEŞNET
SİTE HARİTASI
Saat

Fıkralar 1

BİR BAŞKADIR FIKRALAR

Bavulunu Hazırla 
 Adam elindeki son parayla kumar oynamaya karar verip LasVegas`ın yolunu tutar ve inanılmaz bir talih: tam 3 milyon dolar kazanır.
Hemen otel yönetiminin kendisine açtığı kral dairesinden karısına telefon eder:
- "Evde misin?"
- "Evet kocacığım."
- İyi, hemen bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım."
- Kadın sevinç dolu bir çığlık atar:
- "Ay harikasın!!
Hemen hazırlanıyorum..
- Peki ama nereye?
- Paris,
- Karayipler?
Adam cevap verir:
- "Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol."

 Babada Kalacaktır.

 
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
."Sayın hakim,çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
."Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
."Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine dönmüş:
."Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."
 
Temel günlerden bir gün Dursun'un ahırının karşısında oturuyormuş.Temel karşı kaldırımdan bağırarak Dursun'a "Ula Dursun senin ahırdaki ineklerden sigara yada nargile tiryakisi olan var mı?" diye sormuş.Dursun uşağım sen delirdin mi hiç öyle şey olur mu? deyince Temel "O zaman senin ahır yanıyo uşağum" demiş. 
 
Adam karısını o kadar çok seviyor ki, her akşam yatarken onun için şöyle dua ediyor.
"Allah'ım...Onun başı ağrımasın, benim ki ağrısın...Onun bir yeri kırılmasın, benim ki kırılsın...O üzülmesin, ben üzüleyim..."
Son olarakda şöyle diyordu:
Allah'ım...onu dul bırakma, beni dul bırak..." 
YALANCI
Asker, komutanın karşısına çıktı, izin istedi. Komutan se­ bep sordu:
* Efendim, karım çocuğu­
muzun çok hasta olduğunu
yazmış da...
* Yalan söylüyorsun. Çün­
kü karından gelen mektubu
ben de okudum, hiç öyle bir
şeyden bahsetmiyordu.
Asker selâm verdi, tam kapıdan çıkarken, döndü ve samimiyetle:
-Komutanım, dedi. İkimiz de yalancıyız anlaşılan, çünkü ben evli değilim.
 
İLK ATIŞTA VURMAK
Temel ile Dursun evlerinin bahçelerin­de otururken bir tane, bir tane daha derken 21 pare top atılır.
Temel merak eder:
Nedir bu sesler?
-Bugün komşu devlet başkam geldi. Onun için top
atılıyor, der Dursun.
Temel sinirli sinirli başını sallar:
-Şu işe bak! Bizim zamanımızda tek atışta vurur­
lardı...
 
DÜNYADA HERŞEY GEÇER
Baba erenler bir gün sokakta gezinirken dehşetli bir yağmura tu­ tulmuş.
Bir ağacın altına sığınarak boş bir arabanın geçmesini beklemiş. Bir saatten fazla beklediği halde oradan hiç bir araba geçmeyince kendi kendine mırıldanmış:
-Bir de şu fani dünyada her şey geçer derler. Şura­ da bir saattir bekliyorum, daha bir araba bile geçmedi.
 
ALIŞMAK LAZIM
Gazeteci Halil Lütfi ile Peyami Safa, Bebek'e gidi­ yorlardı.
Tranvay gelince, Peyami Safa öndeki birinci mevki kompartımanına doğru yürürken Halil Lütfi, Peyami Safa'yı arkadaki 2. mevkie doğru çekti. Buraya binece­ ğiz, dedi.
Peyami Safa:
* Senin gazeteci kartın yok mu? diye sordu.
* Var, dedi Halil Lütfi.
* Peki, neden birinci mevkie binmiyelim öyleyse?
* Alışmak için.
Bakalım her zaman kartımız olacak mı?
 
FARZ EDELİM Kİ...
Temel'in küçük takası, on kişilik tayfasıyla Karade­niz'in engin sularında yol almaktadır. Temel tayfa­ larını yanına çağırır. On­ lara şöyle der:
-Uyy uşaklar, ha purada pi teneke altinumuz olsa idu ne ederduk?
Uşaklar:
-Uyyy paylaşirduk onlari...
Temel öneriyi kabul eder ve altınları paylaştırmaya başlar:
-Uyy... on peş altin bağa, pi altin süze, on peş altınbağa, pi altin süze...
Tayfalar buna itiraz ederler ve aralarında müthiş bir kavga başlar. Kıyasıya dövüşürler. Neden sonra Rize'ye geldiklerinde durumu mahkemeye intikal ettirirler. Mahkemede yargıç olayı anlattırır. Hem Temel, hem de
tayfaları olduğu gibi olayı anlatırlar. Bunun üzerine yargıç
* Peki getirin altınları, dediğinde, hepsi bir ağızdan:
* Uyy hacim pey, pizum altinumuz falan yok, olacağinu farz edeyduk.
 
MAYMUN
Din dersi öğretmeni öğrencile­re bütün insanların Adem ve Hav­va'dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
* Bu doğru değil.
* Nasıl yani? dedi öğretmen.
-Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
-Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.
ŞİŞEYİ EVDE BIRAKMIŞ
Doktor muayenede hastasına sordu:
* Sigara içiyor musunuz?
Hasta:
* Elbette, dedi.Ve cebinden sigara paketini çıkararak ikram etti. Doktor reddetmedi. İkisi de sigaralarını yaktı. Doktor muayeneye devam etti:
* İçki içiyor musunuz?
* Aahh be doktorcuğum! İçerim, ama ne yazık ki şişeyi evde bıraktım.
AKŞAM SERİNLİĞİ
Bir grup turist, kendi aralarında konuşuyorlardı. İngiliz hidrojeni patlatacaklarını, Rusla Amerikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylüyorlardı. Sıra bizim Temel'e gelince:
-Şu yakında, ha biz da cüneşe cideceğuz, dedi.
Böyle bir tasarıdan hiç birisinin haberi yoktu. Hayretle sordular:
* Nasıl olur, henüz yıldızların keşfedilmediği bir evrende, güneşe gidebilmek, olacak şey değil!
* Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?
* Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda cideceğuz da...der bizim Karadenizli.
LİSTE
Adamın birini kuduz kö­ pek ısırmış. Ama adam çok vurdumduymaz olduğu için, bugün iğne olurum, yarın iğ­ ne olurum derken iş işten geçmiş. Doktora başvurup da kuduz olduğu gerçeğini anlayınca hemen bir kağıt kalem isteyip uzun uzun bir şeyler karalamaya başlamış.
Doktor uzun süre beklemiş, bir ara dayanamayıp hayretle sormuş."
* Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?
* Vasiyetname hazırladığımı söyleyen kim doktor?
Ben ısıracağım siyasilerin listesini yapıyorum! demiş.
İPE UN SERMEK
Nasreddin Hoca, münasebetsiz kom­ şusunun hemen her gün olur olmaz şeyler istemesinden bıkmış.
Komşu bir gün çamaşır ipi isteyince:
* Veremem, demiş. İpe un serdim.
* Aman Hoca, ipe un serilir mi?
* Adamın vermeye niyeti olmazsa
ipe un serer...
AYNI YERDE
Temel uzun zamandır gör­ mediği arkadaşı Cemal'le İstanbul'da karşılaşır:
* Uşak nasilsun pakayum?
* İyiyum...
* Çocuklarun nasuldur?
* Onlar da çok iyidur...
-Ha karin nasuldur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü deği­ şir... Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü ha­ tırlayıp hemen şöyle der:
-Yani aynı mezarda mi yatayii  

Hacı murat...
Temel Birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış. Otostop çekmiş ve önünde bir Ferrari durmuş. Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar Ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş:
.Aman ağabey yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da , demiş.Tamam demiş adam koyulmuşlar yola iyi güzel giderken bizimkilerin yanından bir ponje fişek gibi geçmesin mi adamın aklı başından gitmiş ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başa baş bu sırada helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor:
-Ferrari’yle ponje kapışıyor, arkadan hacı murat selektör yakıyor.
FİZİK DERSİ
Temel, idris ve Dursun fizik dersindeler. Hoca sözlü yapmak için Dursun’u kaldırmış.
— Kalk bakalım Dursun. Sıcak bir günde arabanla gidiyorsun. Sıcak bastırdı. Ne yaparsın?
— Camı açarım, hocam.
Hoca atlamış;
- Hah iste, o camdan giren rüzgarın ivmesi nedir?
Dursun’da yanıt yok tabii. Öylece kalakalmış. Sıfırını almış oturmuş. Bu arada Temel fizikçinin lazlara gıcık oldugunu bildiğinden sıra kendine gelecek diye korkmaya başlamış. Hoca bu kez,
- Sen kalk bakalim, idris. deyince Temel iyice sinmis. Hoca,
- Soyle bakalim idris. Sicak birgün ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Cami acarim, hocam.
- Hah iste, o camdan giren rüzgarin ivmesi nedir?
Idris de yanit verememis ve sifiri alip oturmus. Temel'i iyice bir telas almis. Hoca Temel'e dönüp,
- Temel, kalk bakalim. Sicak birgün ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin?
- Ceketimi cikaririm, hocam.
- Daha sicak oldu.
- Gomlegimi cikaririm, hocam.
- Daha da sicak oldu.
- Pantolonumu cikaririm, hocam.
- Oglum cok sicak oldu.
- Atletimi cikaririm, hocam.
- Oglum yaniyorsun sicaktan.
- Donumu cikaririm, hocam.
- Evladim, ter icinde kaldin.
- Herseyimi cikaririm, hocam.
- Sicak imanini gevretiyo yahu...
- Hocam, boşuna uğraşmayın açmam o camı...
Laz ve arkadaşı sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde bir at-yarısı sahnesi varmış. Tam yarış başlayacakken arkadaşı Lazin kulağına eğilip :
-Gel iddiaya girelim. Ben derim ki yarısı beş numaralı at kazanacak.
-Peki girelim.Ardından yarış başlamış ve hakikaten beş numaralı at yarışı kazanmış. Filmden sonra dışarı çıkan Laz ve arkadaşı konuşurlarken, arkadaşı Laza:
-Ulan ben sana oyun oynadım. Benim bu filmi ikinci görüşüm, beş numaralı atin yarisi kazanacağını biliyordum.
-Benim de bu filmi ikinci görüşüm ama nerden bileyim ayni atin üst üste iki kere yarışı kazanacağını? 
PARAŞÜTÇÜ
Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
"Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin yanindan geçerken sorar:
"Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"
BANKA SOYGUNU
Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş, Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de sasırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler. Ertesi gün gazetelerde manşet : "Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!..
INTIHAR
Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis.
Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum...
KARISININ AŞIĞI
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!.
TEMELIN ARABASI
Temel Dursun a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım.
Dursun : iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı.
2 KATLI OTOBUS
Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi kendine gidiyo...
TATBIKAT
Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger paraşütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis.
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da açılmamis ve Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...
Savaşta Lazlar düşmana el bombası atıyorlarmış.
Düşmanda bu bombaların pimlerini çekerek gerisingeri Lazlara atıyorlarmış.
Cemal iki tane piyango bileti almis. Temel karşı çikmis,
- Manyak Cemal, Niye içi tane altın? Buyuk ikramiye bi tane.
TRAMPLEN
Temel izmir'de efes Otel'e gitmis. "Yüzme havuzuna cittim, peni attılar" demiş. Nedeni sorulunca,
- Havuza isedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdilar, denince Temel söyle cevap vermiş"
- Tramplenden isedum.
NISANLILIK
Ikiside yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- Artik evlenmeliyuz, demis Fadime.
- Amaan, kim alayı bizi bu yastan sonra, diye cevap vermiş Temel.
Temelin esi evden kaçar,Temel Çok kızar ve gider kendine yeni bir es bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir,yeni eş aldığımdan eskisi hukuksuzdur.
Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....
İPİ GEVŞETUN
Temel bir gün idama mahkum olmuş.''Son bir dileğin varmı''
diye sormuşlar. ''yok'' demiş. İpi kafaya geçirmişler ve sandalyeye vurmuşlar. Temel ''uy uy'' diye bağırmaya başlamış. Bir dileği var diye asmayı bırakmışlar.Temel demiş ki
''son pir tileğim var ipi gevşetun!"
EV YANDİ !!
Temel Askere gidiyor . Askerden döndügünde yolda Dursunu görüyorr.
- Temel : Dursun Babam neriyedu?
- Dursun: Temel Baban Öldüü.
- Temel : vah vahhh. Mezari neerde?
- Dursun: Tabutla götürürlerken suya düstü kayboldu
- Temel:Annem nerde peki Dursun?
- Dursun: Annende babamin ölümünden sonra hep agliya agliya öldü
- Temel: ula Dursun desene söndü ocagim
- Dursun: Yok ben giderken hala eviniz yaniyordu.
SÜMERBANK
Temel uçakla Amarika’dan dönüyormuş. Temel’i ajanlar karşılamışlar.
Ajan ceketini açıp:-FBI, demiş.
Temel de ceketini açıp:-Sümerbank, demiş.
Temel biyolojiden bitirme ödevini pireler hakında vermektedir.Verdiği rapor aynen şöyledir.
Deney 1: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 2: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 3: -Pireden bir bacak koparıldı- Zıpla dendiğinde zıpladı.
Deney 4: -Pirenin son bacağı koparıldı- Zıpla dendiğinde zıplamadı! Sonuç: Dört bacağı da koparılan pire duyamıyor!
ASKERİ HEYET 
Bir Turk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmis, kendilerine oradaki askeri tesisler ve modern silahlar tanitilmis. Son gittikleri askeri uste Amerikali yetkililer bizim subaylara lazerli silahlari anlatmis:-Bu gördüğünüz lazer dürbünüdür. Bu ise lazerlerle hedefini bulan son model fuze sistemimiz. Şu ise önümüzdeki yıl silah piyasasina girecek olan lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kokenli bir subay mudahale etmis:-Lazerli top bizde de var...
-Nasil olur demiş Amerikali yetkili, bu top henüz bizim ordumuzda bile hizmete girmedi. Sizde nasil olur?
Vardi yoktu derken bizimkiler lazerli topu gormeleri icin Amerikalilari Turkiye'ye davet etmis. Kisa sure sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya gelmis. Turkiye'de lazerli top bulundugunu iddia eden subayimiz, Amerikalilari almis Topcu Okulu'na goturmus. Basinda bir nobetcinin bekledigi birinci dunya savasi'ndan kalma topu gostermis.
-Iste lazerli top... Amerikalilar gülmüs,
-Topu gördük de, demisler, lazer nerede?
-Hemen yaninda, demiş bizimki, topun yaninda nobet tutan er, lazdir...
TEMEL YAZAR OLDİ 
Temel yazar olmak istiyormuş. Buna "İyi bir yazar olabilmen için içinde aşk, intikam, dehşet ve felsefe olan bir roman yaz!"demişler. Temel eve kapanmış. İki yıl sonra saç baş dağılmış vaziyette yaklaşık yediyüz sayfalık bir roman yazmış.
Romanın adını sormuşlar: ''Klopatra'yı kim vurdu?'' demiş.
Demişler ki:''İyi hoş, bunda her şey var da felsefe, derinlik, sufilikle ilgili birşey yazmamışsın!" Bunun üzerine Temel gene eve kapanmış. Bir iki yıl Temel'den gene ses yok.
Uzun zaman sonra saçı başı dağınık vaziyette, bu sefer bin sayfalık kalın bir roman yazmış. Adını sormuşlar: ''Allah Allah Klopatra' yı kim vurdu? demiş.
TEMEL ALIŞVERİŞTE 
Temel ile Dursun birgün bir alışveriş merkezine gitmişler.
Alışverişleri bitmiş, kasaya doğru giderlerken Temel birşey unuttuğunu söyleyerek geri dönmüş. Birkaç dakika sonra Temel elinde 5 koli dolusu Orkid alarak gelmiş.
Dursun sormuş: "Haçan napacasun pu orkidleri?" Temel:
-Bununla denize cirebilisün, atlayıp zıplayabilüsün, pisiklete pinebilisun..."
Amerika ile Sovyetler arasında meşhur füze bunalımı günleri. Kruşçef, Küba 'ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmışlar, bir jest yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamını çağırmışlar. Bir tablo yap adı da "Kruşçef Küba 'da" olsun demişler. Ressam itiraz etmiş:
- Ben adamı görmedim bile. Nasıl yaparım "Kruşçef Küba 'da" diye atmasyon bir resim, demiş.
Tesadüf bu ya, bizim Temel puro almaya Havana 'ya gelmiş o günlerde. Olayı duymuş.
Ben sizin istediğiniz tabloyu bir sandık puro karşılığında yaparım. Kübalılar bu işi ucuza kapattıklarına memnun kabul etmiş. Bir hafta sonra Temel, elinde tabloyla çıkagelmiş. Tuvalin üzerindeki örtüyü hızla çekivermiş. İşte tablonuz ! Fakat o da ne ? Tabloda yatakta iki kişi al takke ver kulak bir vaziyette.
- Bu ne, diye gürlemiş Kübalılar. Bu kadın da kim ?
Kruşçef 'in karısı.
- Peki bu adam kim ?
Kruşçef 'in uşagı.
- Ulan hani Kruşçef nerde ?
Kruşçef Küba 'da !
Adı herifler, Üç kişi geldiler
Üstüme üstüme geldiler
Ya paranı ya namusunu dediler
Beş kuruş verdiysem şerefsizim
Laz otobüs muavini olmus ve yolculuk öncesi kaptan söför Laz muavini arka sinyal lambalarini kontrol etmek için otobüsün arkasina yollamis ve çalisipçalismadigini söylemesini istemis. Bunun üzerine otobüsün arkasina giden Laz muavin oradan bagirmaya baslamis :
-Çalisiyor, bozuldu, çalisiyor, bozuldu...
VAHŞİ BATI !!
-Temel ve Dursun Vahşi batıda her Kızılderili kafası başına 100 $ dolar verildiğini duyarlar ve hemen hazırlıklarını yapar ve Amerika’ya giderler. Günlerce Kızılderili izi sürerler fakat bir türlü bulamazlar. Artık umutları tükenmek üzeredir. Bakarlar olacak gibi değil ertesi gün geri dönmeye karar verirler. Akşam uyurlar. Sabah Temel uyanır uyanmaz etrafına bakar ve Yüzlerce Kızılderili savaşçısı görür. Bunun üzerine usulca Dursun’a sokulur ve: 
-Kalk Dursun! Zengin olduk der.
Dört kişilik avcı gurubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar.
Temel: - Yatın yere, tavsan deliği !
Bütün avcılar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına.
Temel: Yatın yere, tilki deliği!
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. 
Temel: -Yatın yere, ayı ini !
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.
Temel: - Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama Yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza ! Ertesi gün gazetelerde manşet:
Dört avcı tren altında can verdi...
- Temel hadi Picassonun sergisine gidelim. Temel:- Yok hocam ben gelmiyorum. Abdürezzak:
- Neden yaw. Picasso dünyanın en iyi ressamıdır. Temel:- Hocam gelirdim ama ben italyanca bilmiyorum.
YÜZÜNÜ KAPA !! 
Temel bi gün Trabzonda denize girmeye karar verir. Bunun icin cirilciplak soyunur ve esyalarini kiyiya birakir. Denizden ciktiginda ise elbiselerini yerinde bulamaz. Bunun üzerine mahrem yerini eliyle kapayarak evinin yolunu tutar. Yolda Dursun`la karsilasir. Dursun sorar;"Olim Temel elbiselerin nerde?" bunun üzerine Temel basindan gecenleri bir bir anlatir. Dursun bilmis bir edayla "Ula salak, yüzünü kapasana oni kim taniyacak!"
YAKIŞMAZ SANA ! 
Temel Dursun a arabasinin öyküsünü anlatiyordu :
Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten sonra kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice yukari çekip, dudaklarini islatti ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim - Iyi etmissin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi ...:)
TEMEL
Temel'i supermarket onunde kocaman bir orkid paketiyla goren Cemal ne yapacagini sorunca; Temel - Pununla tenis oynayapilirsun, pisiklete pinepilirsun, ata pinepilirsun, denuze cirepiliysun,... demis. 
PRENZIP 
Temel askerligini bahriyede denizalti eri olarak yaptigini anlatmaktadir.
-Bu tenüzalti tetugun da nedür, diye sorarlar.
Ha bizim takalarin denizin altinda gidenidur.Kapaklarini kapatayyi, batayyi, tüsman cörünce kapaklarini acayyi, mermilerini arayyi.
-Hacan o tedugun olur mi? Kapaklarini acar da o takaya su cirmez mi?
-Hacan sen tenüze cirmedun mi?
-Cirdum.
.Hic yellenmedin mi?
.Yellendim
-Icine su kacayi mi, da. Iste pu prensiple calisayi.
TEMEL BIYIK 
Lazistan'i gezmekte olan turist,
-Allah Allah, burada herkesin biyigi var, demis.
temel, burnuna dikkat cekerek,
-Piz onemli ve degerli seylerun altini cizeruz,
KURBANLIK:)) 
Karadenizli  çayını   kurutuyormus
- Allah'im, ne olursun çayım  kurumadan yagmurunu yagdirma!.. demis.
Çay kurudu kuruyacak, aksamüzeri, son yarim saatte yagmur yagmis,çürümüs tüm çay . Sabah olmus, ahira gitmis. Bir de bakmis ki epeyii de ölmüs.
Zaman geçmis, Ramazan ayi gelmis. Ilk gün niyetlenmis karadenizli  Iftara yarim saat kala bir sigara çikartip yakmis. Ilk nefesini söyle bir güzelce çekmis ve gökyüzüne bakarak üflemis. - Nasil, illet oluyorsun simdi degil mi? demis ve eklemis;
.. Eşegi de kurbana saymazsam şerefsizim
Evde Kimse Olmayacak
Temel Fadime ye demiş ki; "Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak."
Fadime aksam gelmiş kapıyı çalmış çalmış kimse açmamış..
ISGUCU
Temel arkadaslariyla çukur açıyormus, bir grup da cukurlari kapatiyormus.
Ne yaptiklarini soranlara Temel soyle cevap veriyormus,
- Bir grup daha vardi, onlar da fidan dikiyordu, bugün celmedular, piz de pizim isler ceri kalmasun diye calisayruz.
GÜVENCE
Temel'in on ikinci oglunu askere cagirmislar, ondan onceki onbir tanesi askerde oldugu icin Temel itiraz etmis,
. Soyleyin padisahiniza penum seyime guvenip saga sola savas acmasun.
BİZ GÖREMEDİK
Temel deliler hastanesine düşmüş.Odada 15- 20 tane deli varmış.Odada bir delik varmış deliler sıraya girip deliğe bakıyorlarmış. Temel de merak etmiş girmiş sıraya...Sira Temele Gelince ;
- Temel : Burda birşey yok puraya neden bakarsunuz demiş.
- Delinin Biri : Biz 20 senedir bakıyoz bişi göremedik de sen bir bakıştamı görecen demiş.
TEMEL UÇAKTA
Temel uçakla Trabzona gidecekmis.Oturmus bir yere rasgele... Asil yer sahibi gelmis;
- Yer sahibi: Beyfendi burasi benim yerim kalkarmisiniz?
- Temel: Hayir
- Yer sahibi : Beyfendi burasi benim yerim kalkin
- Temel: Hayir
Yer sahibi gider Hostese basvurur.
- Hostes: Beyfendi burasi sizin yeriniz degil kalkarmisiniz lütfen
- Temel: Kalkmam
Hostes çare bulamayinca kaptana basvurur.
— Kaptan: Temelin kulağına bibi fısıldar ve Temel geçer Arka tarafa oturur.
Herkes hayret etmiş biz bu kadar urastik kalkmadi acaba Kaptan nasil kaldirdi bunu.Dayanamiyorlar Kapatana Soruyorlar;
- Kaptan: Dedim ki Burasi Trabzona Gitmez
EHLİYET LÜTFEN ::))
Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmış.Tabi bunu gören polis temeli durdurmuş.
- Polis : Ehliyet ve ruhsat beyfendi
- Temel : Verdunuzdami isteyisunuz.::))
TEMEL VE JAPON
Japon"un biri Rize"de bir kahveye girmis ve herkese kafa tutmus: 
.Var mi aranizda delikanli, varsa çiksin disari! Tahmin edeceginiz uzere Temel kapiya doğru yürümüş. 
.Çıkıyorum ulan, görelim bakalım erkekliğini! Birkaç dakika sonra Temel ağzı burnu dağılmış kahveye geri dönmüş. Peşinden de Japon kasılarak içeri girmiş. Temel'i gosterek söylenmiş: 
- Ona ejderin kuyruk sallamasiyla vurdum.. Ertesi gun Japon yine gelmis. Yine meydan okuma. Yine Temel'den rest. Ve birkac dakika sonra kapida yine agzi burnu dagilmis bir Temel! Ve pesinden kasilarak yaptigi oyunu aciklayan Japon: 
- Ona ejderin yakasusi teknigiyle vurdum Ertesi gun yine ayni hikaye: dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmis Temel ve hergun degisik bir stil kullanan Japon: 
- ona ejderin kimanto teknigiyle vurdum Ve bir sonraki gun Japon yine kahveye gelip, yine herkese kafa tutmus. Japonun restini goren yine Temel olmus. Birkac dakika sonra herkes surati dagilmis bir Temel beklerken bu defa Japon her tarafi kanlar icinde kapida belirmis! Temel de hemen arkasindan gelmis, Japon"u gosterek gulumsemis: 
- Ona Toyota'nin krikosuyla vurdum
SUC 
.Sucun sebebi alkoldür, demiş hakim.
-Sagolun, hacim bey, herkes kazanın benim yüzümden oldiginu, penim suçlu oldigimu sanacaktı.
KONFERANS 
CenevreTarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,
-Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis.
-Peki, punu niye yaptiniz?
-Yellenince gül kokayi.
HASAN 
Iri yari bir adam kahveye girmis.
-Hasan cimdur?
-Penum, demis Temel.
Adam Temel'i bir güzel pataklamis, sonra da cekmis gitmis. Temel sakin,
-Kandirdum oni, demis.
DALGA 
Temel ve Cemal'i deniz kenarinda don paca görmüsler. Nicin diye sormuslar. Yanit,
-Okumadunuz mi, seks dalgasi celecegunu yazayi.
ISLAKLIK 
Temel ne zaman baliga ciksa, pantalonunun pacalari islak dönermis. Niye diye sormuslar.
-Paluk tutarken sikilayrum, sigara iceyrum. Pitince sigarami tenize atip pasip söndüreyirum.
MUAMELE 
Temel evlenecegini aciklamis, kiminle diye sormuslar. Söylemis. Iyi arastirdin mi, sorup sorusturdunmu, evlilik ciddi istir, demisler.
-Valla, demis, mahallesindeki telikanlilara sordum, tas gibi kizdir, muamelesi cok iyidir, dediler.
Temel tarikata girmek icin basvurmus. Seyhin karsisina çıkarmislar.
- Seyhim, tarikata girmek istiyorum.
- Olur, ama 3 hafta boyunca karinla yatmayacaksin.
Neyse aradan 3 hafta gecmis ve Temel Seyhin onune tekrar gelmis.
Seyh sormus:
- Temel tamam mi? Sabredebildin mi?
- Valla, ilk hafta hic problem yoktu.
Ikinci hafta sabrim cok zorlandi. Ama dayandim. Ucuncu hafta bir gun Migros'a gitmistik. Benim Kari ust raflardan iki paket almaya calisiyordu. Hatunun bacaklari gozukunce icim gitti.
Daha sonra paketler yere dustu. Benim Kari da paketleri almak icin egilince dayanamadim, daldim.
- Aaaa olmadi. Simdi biz seni tarikata alamayiz.
Temel:
.Bırak tarikati bizi artik Migros'a bile almiyorlar
Temel Yahudi'ye tokat atmış.
- Neden vurdun?
- Siz Isa peygamberi çarmiha germişsunuz.
- İki bin yıl önce olmuş bir şey bu.
- Valla pen yeni duydum.
O BENUMDUR !!
Temel ve dedesi otele gitmisler. Otelde tek bir yatak bosmus, dede torun birlikte yatmislar. Gece yarisi dede Temel'i dürtmüs
- "Temel bana kari bul". Temel
- "Dede sakin ol, yat artık" Biraz sonra dede ikinci defa
- "Temel bana kari bul". Temel
- "Dede sakin ol, yat artık". Dede biraz sonra üçüncü defa
- "Temel bana kari bul" deyince en sonunda Temel isyan etmis.
"Dede tuttuguna güveniyorsan o benimkidir." 
Doktorun bekleme odasinda, son derece hasta  olduklari her hallerinden belli üç adam oturuyormuş..  Hastalardan birisi 24 saatin 24'ünde de içen
bir alkolikmiş..  Ikincisi, sigaralari birbirine ekleyen bir tiryaki.. Üçüncü sevişmeden duramayan azgın bir escinsel..
Üçünü de uzun  uzun muayene eden doktor, sonuçları açıklamak için adamları odasina çagirmis..
"Haberler kötü" demis.. "Üçünüz de  uçurumun kenarındasınız.. Bu alışkanlıklarınızı derhal  birakmaniz gerek.. Sen bir yudum daha içersen,
sen bir nefes daha çekersen, sen bir daha bir erkekle iliskiye girersen bittiniz. Orada kalırsınız.. Bakin tane tane tekrar  ediyorum..
Aranizdan herhangi biri bu aliskanligini bir  defa, sadece bir defa dahi tekrarlarsa ölecektir.. Hepsi bu  kadar.."
Üç kafadar muayenehaneden birlikte çikmislar,  Yürürlerken bir barin parlak isiklari, yüksek müzik  alkoligi kandirmis.. "Bütün doktorlar
palavracidir.
Bayilirlar yasaklamaya" demis, dalmis içeriye.. Ötekiler de pesinden.. Alkolik bir duble viskiyi kafasina dikmesiyle oraya  yigilmis kalmis..
Diger ikisi dehset içinde bardan  firlamislar.. Karmakarisik duygularla yürürlerken kaldirimda yeni yakilmis, dumani tüten kocaman bir puro görmüsler..
  Tiryaki aniden durmus.. Derin derin bakmaya baslamis, yerdeki  puroya.. Escinsel tiryakiyi dürtmüs.. "Eger onu almak için  egilirsen.." demis
"Bil ki, ikimiz de  öldük!" 
TEMEL TAKSİMDE
Temelle oğlu istanbul'u hiç görmemişler ve bir iş için oraya giderler.Küçük köylerinden sonra gördükleri herşeye şaşırır ve hayretler içinde kalırlar. Taksim de gezerlerken bir otelin içine girmişler, bir bakmışlar ki demirden duvarlar ve bu duvarlar otomatik olarak açılıp kapanabiliyor. Tabiki ikiside şaşırmış. Temel'in oğlu İdris babasına sormuş: 
- Baba bu ne ya ? 
Temel hayatında hiç asansör görmediği için şu şekilde yanıtlamış -Oğlum ben böyle bir şeyi hayatımda görmedim,ne olduğunu bilmiyorum. İkiside büyük bir şaşkınlıkla bu duvarlara bakarken150 kiloluk şişman bir bayan açılan duvarlardan küçük bir odanın içine girer. Duvarlar yine kapanır ve numaralar birer birer yükselmeye başlar. Daha sonra numaralar küçülmeye başlar. Temel ve İdris şaşkınlık içindedirler. Birazdan duvarlar yine açılır ve dışarıya 24 yaşlarında çok güzel ve seksi,sarışın bir bayan çıkar. Temel gözünü bu bayandan ayırmadan oğluna sessizce 
- Git ananı hemen buraya getur der.
BASIM AGRIYOOO 
Temel'le Fadime ormanda gezerlerken birkaç adam bunlara saldirir.
Temel'i agaca baglayip Fadime'yi baslarlar soymaya... Fadime bagirir:
"Temeeel bunlar galiba, gali-ba beni ...."
Temel: "Basim agriyo de, basim agriyo dee!!!" 
Vahşi Batı da bizim Temel in bir gün bar'a gideceği tutmuş. Bar da iki kişi aralarında tartışıyorlarmış: "Ben daha iyi nişancıyım" yok "sen o iyi değilsin" gibisinden. Daha sonra Temel de dayanamamış: "Ben hepinizden iyi nişancıyım!" demiş. Bunun üzerine herifler masum birini bulup kafasına bir şişe koymuşlar. Önce birinci adam ateş etmiş.
Adamın kafasındaki şişe kırılmış. Bunu üzerine adam:
- I'm Johnny. demiş ve kırılan şişe yerine başka bir şişe koymuşlar. Sonra ikinci adam gelmiş ateş etmiş ve o da şişeyi vurmuş sise kırılmış. O da şöyle demis:
- I'm Harry.
Sıra Temel'e gelmiş. Nişan almış, ateş etmiş ve adamı kafasından vurmuş O da:
- I'm sorry. demiş.
ÜÇ İŞÇİ 
Fabrikada çalisan üç kafadar isçiden biri Kayserili, biri Adanali biri de bizim Trabzonlu Temeldir. Bunlar calisirlarken hergun patronun erkenden isten ayrildigini fark ederler. Uyanik kayserili diger iki arkadasini cagirir:
"Bakin, patron boyle erkenden cikiyor ve donmuyor. Biz de o ciktigi zaman pesinden cikip gidelim."
Digerleri bu teklifi hemen kabul ederler. O gün patron gene erkenden çikar. Bizim üç kafadar da hemen pesinden disari segirtirler. Kayserili doğruca evine gider ve yatar. Adanalı hemen bir kebapçıya gidip güzelce karnini doyurur. Temel de evine gider.
Temel yatak odasından gelen sesler uzerine kapiyi sessizce acar. Yatakta karisina sarilmis bulunan patronunu gorur ve kapiyi sessizce kapatip oradan cikar.
Ertesi gun Kayserili ve Adanali o gun de patronun pesinden cikmak uzere plan yaparlar. Temeli cagirirlar ve bugun de erken cikacaklarini soylerler. Temel hemen itiraz eder.
"Yok usaklar ben cikmam! Dun az kalsin yakalaniyordum!" 
Temel sinemanın birinde müdür olmuş.Bir seyirci gelmiş,
- Sigara içebilir miyim?
- Hayir, demiş Temel.
- Ama herkes içiyor.
- Onlar sormadiler çi. ::))
Lazlarin atölyesinde bir is kazasi olmus ve bir Lazin parmagi kopmus.Lazlar hemen ilk yardim yaparak kopan parmagi bir buz torbasi içinde hastaneye yetistirmisler.Kosarak cerraha parmagi vermisler.Parmagi alan cerrah: Güzel, parmaga birsey olmamis. Hasta nerde ? Ne hastasi ? Onu da mi getirmemiz gerekiyordu ?
FARK
Temel'e sormuslar,
- Evli kadin ile dul kadin arasinda ne fark vardur?
- Tul kadin kocasinin nerede olduguni piliy, evli kadin pilmiy.
Temel on sekizlik oğlunu evlendiriyor. Çok erken degil mi diye soranlara,
- Simdi evlensin, sonra akli başına gelir, o zaman da evlendiremem, diyor.
Temel apartmanın önünden geçerken balkonda bir kari kocanın kavga ettiklerini görür,giderken adam balkondan karisini aşağı atar,atar atmasına ama Kadın temelin önündeki çöp bidonuna kafa ustu çakılır. Temel hemen kadının yanına gider çöp tenekesinde kadının cansız yatmakta olduğunu görür,ve kendi kendine mırıldanır ula bu daha kullanılırmış, ne diye salak adam çope attı bu kariyi anlamadum ?.
KRALIÇE ELİZABETH
Temel İstanbul a gelmiş, yürüyormuş.Bu arada 5 dakikada bir top atışları duyulmaktaymış. Merak edip sormuş. "Hem serim bu top atışları neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapıldığı anlatılmış. Aradan yarim saat geçmiş ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine sormuş bir başkasına "Bu top atışları neden?" diye. Ayni cevabi alınca söylenmiş: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadılar, be!"
AIDS
Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da yaninda refakatçi olarak kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der. Dursun artık dayanamaz ve sonunda sorar :
- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan söylüyorsun?
Temelde:
-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...
Temelin çocuğu 20 yaşına basmış halan sünnet olmamış komşuları sormuş:
- Temel hayırdır çocuğun 20 yaşına bastı neden halan sünnet ettirmedin diye.
Temel de:
- Banane yahu demiş evlenince karısı istediği kadar kestursun demiş. 
GOGUS KILI
Temel, evli bir arkadasini ziyarete gider. Evin hanimi çok güzel bir içki masasi hazirlamistir. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanin nasil geçtiginin farkina varmaz. Içkinin etkisiyle, ev sahibi sizar ve horlamaya baslar. Kadin, Temel'e yaklasir ve kulagina fisildar : 
..Haydi biraz seviselim. Temel sikilarak : - Nasil olur? Sen benim arkadasimin esisin. Hem sonra ya aniden uyanirsa ? Kadin, üstündeki son giysiyi de çikartirken 
- Yer yerinden oynasa, uyanmaz artik. Temel egilir ve arkadasinin gögsünden bir kil kopartir.Arkadasinin horultusunda hiçbir degisme olmaz. Bunun üzerine kadinla çilginca sevismeye baslar. Kadin, bir süre sonra içli bir sesle : - Haydi bir daha. Temel, arkadasinin gögsünden bir kil daha kopartir, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevisirler. Olay, sabaha kadar tam bes kez tekrarlanir. Günesin ilk isiklari odaya dolarken, Temel bir kil daha koparinca, arkadasi : 
- Bak dostum, bütün gece karimla sevişdin. Ses çikartmadim. Ama beni skorboard olarak kullanmaya devam edersen, canina okurum ha!
TELAFFUZ
BELEDIYEYE SOFÖR ALINACAKMIS, HIÇ KARADENIZLI ALMAMISLAR.SEBEBI SORULUNCA:
-BIZIM OTOBÜSLER KALABALIK OLUR , "SIKIŞIN" DIYE BAGIRMAK GEREKIR. DOGRU SÖYLEYEBILEN BIR KARADENIZLI BULAMADIK.
IRSIYET
Temel evlenmis ama zifaf gecesinde kizin bakire olmadigi ortaya cikmis. Solugu kizin babasinin evinde almis. Kizin bakire degildi demis.
Vaziyeti anlatmis. Adam kizginlikla bagirmis,
- Onin anasi ta poyle cikmisti. Cim yapayi punlari?
Ayni otobüs bu kez bir su birikintisine gelmis ve söför lazi suyun derinligini ölçmek üzere yollamis.
Laz birazdan gelmis ve suyun hiç derin olmadigini ve rahatlikla geçebileceklerini söylemis.
Otobüs suya girmis ve batmis. Millet canini kurtarip kiyiya çiktiktan sonra lazi karsilarina alip
hesap sormuslar : -Hani su derin degildi !
.Valla ne bileyim. Ben gittigimde bir ördek yüzüyordu ve su ancak beline gelmisti
Hakim Temel'e sorar:
-Temel davacıyı merdivenden ittin mi?
Temel yanıtlar:
-Sadece bir basamak ittim diğerlerinden kendisi düştü.
Tursun sormuş Temel'e:- Ula Temel Sen kaç dua biliyorsun;
Temel: - Dört adet dua pileyrum demiş.
Tursun: - Hangilerini pileysun demiş.
Temel: - Üç ihlas bir Elham'i pileyrum daaa
NAMUS
-BEN ÖLSEM NE YAPARSIN FADIME ?
-SENIN YAPACAGINI.
-VAY NAMUSSUZ KARI.
TEMEL FBI DA !
FBI eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. FBI binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır. İlk adam içeri alınır ve şu sorular sorulur:
"Karını seviyor musun?"
"Evet, efendim."
"Ülkeni seviyor musun?"
"Evet, efendim."
"Pekala, biz karını da getirdik. Şu an yan odada."
Ve masanın üzerine bir tabanca koyar.
"Şimdi odaya gir ve karını öldür!" Adam silahı alır, yan odaya geçer. 5 dakika hiç ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner.
Kravatı gevsemiş, ter içinde kalmıştır. "Yapamayacağım efendim." Ve orayı terk eder.
İkinci adam içeri alınır. Aynı sorular, aynı yanıtlar... Ve ona da iceri girip karısını öldürmesi söylenir.
Adam da yapamayacağını söyler ve ayrılır.
Son adam Temel içeri girer. Aynı sorular. Aynı cevaplar. Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Temel içeri girer. 5-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye başlar. "BAM, BAM, BAM, BAM, BAM, BAM!" Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir cam kırılması duyulur. Adamlar içeri girer, Temel biraz terlemiştir.
FBI personeli sorar: "Ne oldu?" Temel cevaplar:
"Efendum bana verdiğunuz silah kurusıkı çıktı, o yuzden karıyı camdan aşağıya atmak zorunda kaldım." 
TEMEL HAMAMDA !!
Temel bir gun hamama gider Herkezin uzerinde pestemal vardir ama temelin uzerinde bir gazete kagidi sarilidir .... Temele sorarlar - Temel hayirdir niye pestemal degilde gazete kagidi Temel cevap verir: -Oglum medya herseyi buyutuyor.. 
Iki laz yilan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e donup : - Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu? diye sormus. Idris sasirmis - Ula ne oldu gene demis. Temel de : - Ula biraz once dilimi isirdim da 
3 KARDES
Temel bir gün avrupaya gider.Temel'in kötü bir aliskanligida vardir, sürekli içki içer.
Birgun bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer.Üç-bes defa böyle yapinca barmen merak eder ve sorar;
-"Niye hep üç tane bira içiyorsunuz?
Temel cevap verir;
-"Ben, Dursun ve Hamdi bizler üçüzüz. Hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz.
Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum" der.
Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve iki bira ister, barmen verir.
Temel biralari içtikten sonra tam kalkarken barmen sorar;
-"Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?" deyince
Temel cevap verir;
"Hayir ben içkiyi biraktim da.."
FAX ÇEKMİŞTİM 
Bir Japon, bir Fransız bir de bizim Temel bir gün beraber uçağa binmişler. Temel isten çıkmadan sekreterine "beni cep telefonumdan uçaktayken ara da havam olsun" demiş. Bunlar uçakta giderken telefon çalmış Temel açmış sanki önemli bir şey konuşuyormuş gibi konuşmuş ve kapatmış. Bir iki dakika sonra Fransız’ın oradan telefon sesi gelmiş.
Fransız sağ elini telefon gibi kullanarak (bas parmak kulağa serce parmak ağıza) konuşmuş ve elini kapatınca kapanmış ardından "bizde teknoloji biraz gelişti de çipleri parmaklarımıza yerleştirdik" demiş. biraz sonra bu sefer Japon'un telefonu çalmış. Japon öyle hiçbir şey yapmadan konuşmuş Sonra da "bizde teknoloji daha da gelişti. Biz
cipleri ağız ve kulağımıza yerleştirdik" demiş. Biraz sonra bizim Temel'den ZOOOOORT diye bir ses gelmiş Temel " FAX çektim de...."...
On Laz denizci bogulmus.
Denizaltilari bozulunca ittirmeye kalkmislar. 
Öğretmen:
-Temel yedinci yüzyıl kimyacılarıyla ilgili ne söyleyebilirsin?
-Hepsi ölmüştür öğretmenum!
OHHH !!!
Temel yıllarca çalıştıktan sonra kendi işini kurup başarılı bir işadamı olmuş.
Bir işgezisi için Mısır'a gittiğinde, işlerini bitirdikten sonra turistik takılmaya karar vermiş
Yolun kenarında deve kiralayan bir adam görmüş
Kendi kendine: - "Buraya kadar gelmişken deveye binmeden gitmek olmaz", demişve bir deve kiralamış.
- "Hemşerim, bu hayvan nasıl gider, ne deyince durur" diye adama sormuş.
Adam da: - "'Oh' deyince gider,'oh oh oh' dersen hızlı gider,'amin' dersen durur", demiş.
Temel binmiş deveye, oh demiş, gerçekten de deve yürümeye başlamış
Temel'in hoşuna gitmiş. "Oh oh oh", demiş, deve hızlanmış.Temel iyice keyiflenmiş"Oh oh oh oh oh oh oh", diye diye deveyi iyice hızlandırmış.Temel Mısır'ın güzelliklerini seyre dalmış. Ancak bir anda ileride bir uçurum olduğunu farketmiş; deve son hız
uçuruma doğru koşturmakta...
- "Ulan, ne deyince duruyordu bu hayvan?" diye kendi kendine düşünmüş.
Aklına gelen şeyleri teker teker söylemiş ama nafile. Deve bir türlü durmamış.
En sonunda Temel bildiği bütün duaları etmiş ve 'Amin' demiş.Deve, uçurumdan düşmelerine ramak kala zıpkın gibi durmuş.
Temel de bunun üzerine derin bir 'Oh' çekmiş... : = )))
BEKLENTI
Temel'e hani sen guzel bir dulla evlenecektin, ne oldu diye sormuslar.
- Kocasinin olmesinu pekleyrum, demis.
Felsefe öğrencisi ilk sınavını oluyormuş. Sınav kağıdında tek bir cümle varmış;
"Bu bir sorumudur?" tartısınız.Kısa bir sure düşündükten sonra yazmış;
"Eğer o bir soruysa, buda bir cevaptır."Öğrenci sınavdan 100 almış.
Küçük Temel'e sormuşlar:- 1881'de ne oldi?
- Atatürk dogdi.
- Peçi, 1884'te ne oldi?
- Atatürk üç yaşına bastı, demiş bizim Küçük Temel. ::))

Şeytan işi
   İnsanlığın ilk var olduğu dönemde adamın biri şeytanı yakalamaya karar  vermiş. Fakat, bunun için 40 Yıl boyunca Tanrıya ibadet etmesi gerekiyormuş. Karısıyla, dostlarıyla ve bütün dünya ile ilişkisini kesmiş  ve 40 Yıl boyunca Tanrıya ibadet etmiş 40 yıl sonunda Tanrı ibadetinin karşılığı olarak ona şeytani ağzı kapalı bir şişenin içinde sunmuş. Adam da karısına o şişeye sahip çıkmasını dünyada neler olup bittiğini artik öğrenmek  istediğini söyleyerek dışarı çıkmış. Kadıcağız şeytani merak ediyormuş. Merakına bir türlü engel olamayıp şişenin ağzını açıvermiş. Açmasıyla şeytan dışarı çıkmış ve gülmeye başlamış:Merakına engel olamadın ve kocanın 40 yıllık emeğini boşa çıkardın.
Kadın da şeytana ; Sen o şişenin içinde hiç değildin ki, Şeytan ;
   -Nasil olur? şişeden çıktım sen de gördün, Kadın; 
   -O şişenin içinde hiç değildin. Nasil o şişenin içine girebilirsin ki?
 Şeytan; Gireyim de gör (der ve şişenin içine giriverir) 
YANİ CANIM ARKADAŞLARIM;; ADAMIN ŞEYTANI HAPSETMESi 40 YILINI, KADININ İSE 5 DAKIKASINI  ALMIŞ.:............ŞEYTANDA TANRIYA İSYAN ETMİŞ VEEEEEEEEEE:
 '' ALLAHIM! MADEMKİ KADINLARI YARATACAKTIN O ZAMAN BENİ NEDEN
 YARATTIIN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!"

Kayseri`li ve Terzi

Kayseri`li Ali`ye babası hayat dersi veriyormuş oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme.

Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş.
Kayseri`li sormuş borcum nedir?
Terzi cevap vermiş 6 milyon
Kayseri`li mümkün değil 3 milyon demiş.
Terzi kurtarmaz 4 milyon demiş.
Kayseri`li mümkün değil 2 milyondan fazla vermem demiş.
Terzi lanet olsun tamam demiş.
Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş.
Terzi sinirlenmiş para falan istemiyorum al elbiseni defol demiş.
Kayseri`li bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem demiş.
  
Yahudi ve Kayserili

Yahudi'nin biri pazara topal esegini satmak için gülürür fakat aliciyi kandirsin diye esegin tirnaginda bir çivi çakar.
Esege bir Kayserili müsteri çikar.
Kayserili ayaktaki çiviyi görür, 'içinden çiviyi çikaririm eşek düzelir,' diye düsünür.
Parayi verir eşeği alır.
Yahudi ertesi gün sagda solda övünür:
'Siz Kayserililer açik gözüz diye övünürsünüz, esek anadan dogma sakatti o çiviyi ben çaktim aliciyi aldattim!'
Duyanlar esegi alan Kayserili'ye kosup anlatirlar.
Kayserili eline dizine vurur:
'Tuh yahu, verdigim para sahte olmasaydi bayagi kaziklanmistim!'
 
TAKSİMETRE

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.

Kayseri'li musteri bagirmis..
'Durdur su arabayi..'
Sofor panik icinde haykirmis..
'Durduramiyorum!..'
'O zaman taksimetreyi durdur hic degilse' demis, Kayserili.
 
Teskere zamani yaklasmistir. Ayni tertip askerlerden bazilari oturup karar
alirlar. Bir daha saf asker Mehmet e ayak isleri yaptirmayacaklardir. Karari
Mehmet e açiklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de dogrulatmak için
tek tek sorar:
- Sen Ali, ayakkabilarini bana boyattirmayacaksin degil mi?
- Evet.
- Sen Osman, benim sigaralarimdan otlamayacaksin degil mi?
- Otlamayacagim.
- Sen Hasan, çoraplarini bana yikattirmayacaksin degil mi?
- Yikattirmayacagim.Herkesten gerekli yaniti alinca Mehmet :
- Iyi, bundan sonra ben de karavanalarin içine isemiyecegim...

IMF Uzmanı
 
Çobanın biri dere kenarında
koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış.
Brioni gömlek, Prada ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve Stefano Ricci
kravatlı bir sürücü, aşağıya inip, çobana sormuş.
— Kaç tane koyunun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini
verir misin?
Çoban, bir adama bir de koyunlarına bakmış; "Tamam" diye cevap vermiş.
Genç adam arabasını park etmiş. Telefonunu bilgisayarına bağlayıp, bir
NASA sitesine girmiş, GPS'ini kullanarak yeri taramış, bir database ve
logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir
rapor basmış. Ardından, çobana dönerek;
"Tam 983 adet koyunun var" demiş.
Çoban da "Doğru" diye cevap vermiş, "Koyununu alabilirsin". Genç adam
koyunu almış ve jeep'inin arkasına koymuş. Bu kez çoban genç adama
dönüp;
"Peki... Senin nerede ve ne iş yaptığını bilirsem, koyunumu geri verir
misin?" diye sormuş. Adam da "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış. Bunun
üzerine çoban;
"Sen IMF'de uzmansın" demiş.
Adam hayretle sormuş; "Nasıl oldu da bildin?" Çoban "Çok basit" diye cevap
vermiş.
"Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.
İkincisi benim bildiğim birşeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin.
Üçüncüsüne gelince, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!"___

Suskunluğumuz Asaletimizdendir.
Her lafa verilecek bir cevabımız var ama,
Önce lafa bakarız LAF mı diye,
Birde adama bakarız ADAM mı diye.


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam174
Toplam Ziyaret1261472
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 4°

ATEŞ’TEN SÖZLER

AHMET ATEŞ (KENDİSİNE LAYIK GÖRMEDİĞİNİ DOSTLARINADA LAYIK GÖRMEYEN ...). İSTER KULAK VERİN İSTER VERMEYİN. İSTERSENİZ AHMET ATEŞ DE KİM OLUYOR DEYİN. DOĞRU YOLU GÖSTERMEK BİZDEN YÜRÜYÜP YÜRÜMEMEK SİZDEN. Ateş

BU MİLLET ŞUNU İYİ BİLSİN Kİ; TAŞLANMAMAK İÇİN DE OLSA, ASLA MEYVESİZ AĞAÇ OLMAYACAĞIM. Ateş

ATEŞ' İ SEVMEYEBİLİRSİNİZ, SEVMEK ZORUNDA DA DEĞİLSİNİZ. UNUTMAYINIZ Kİ DÜŞMANINIZDAN BİLE ÖĞRENECEĞİNİZ ÇOK BİLGİ VARDIR. Ateş

İNSANIN KENDİ KENDİNE YAPTIĞI KÖTÜLÜĞÜ, BÜTÜN DÜŞMANLARI BİR ARAYA GELSE YAPAMAZ. Ateş

ATEŞ, DÜNKÜ ATEŞ DEĞİL. YARINDA, BUGÜNKÜ ATEŞ OLMAYACAK. Ateş

DEĞİL DOKUZ KÖYDEN KOVULMAK; ONDOKUZ KÖYDEN DE KOVULSAM, DOĞRUYU SÖYLEMEKDEN, DOĞRU OLANI SAVUNMAKDAN VAZGEÇEMEM. Ateş

İNSANLARI GÖRÜNÜŞLERİ İLE YARGILAMAYINIZ, ÇOĞUNLUKLA ALDANIRSINIZ. GÖRÜNÜŞLER İNSANLARI GENELDE ALDATIR. YAKINDAN TANIMADIĞINIZ İNSANLAR HAKKINDA İYİ VEYA KÖTÜ DİYE HÜKÜM VERMEYİNİZ. GÜN GELİR İYİ DEDİĞİNİZ İNSANLAR KÖTÜ, KÖTÜ DEDİĞİNİZ İNSANLAR ÇOK İYİ ÇIKABİLİR. TERCİHLER SİZE AİT AMA SİZ DIŞ GÜZELLİKDEN ZİYADE İÇ GÜZELLİĞE ÖNEM VERİNİZ. Ateş

DOST DOĞRU SÖYLER, YÜZE SÖYLER, SEVİLMEZ. DÜŞMAN ARKADAN SÖYLER, YÜZE GÜLER. BAŞ TACI EDİLİR. BAŞ TACI OLMAK İÇİNDE OLSA; YÜZE GÜLENLERDEN, ARKADAN KONUŞANLARDAN OLAMAM. Ateş

DEĞER VERDİĞİNİZ İNSANLAR SİZ DEĞER VERDİĞİNİZ İÇİN DEĞERLİDİR. OYSA ONLAR KENDİLERİNİ BİR ŞEY SANIRLAR. SİZ DEĞER VERMEZSENİZ BİR HİÇTİRLER AMA BUNU AKILLARINA BİLE GETİRMEZLER. "ŞAİRİN DEDİĞİ GİBİ GÜZELLİKLERİ ON PARA ETMEZ BİZDEKİ AŞK OLMAZSA" Ateş

KIRK GÜN TAVUK GİBİ YAŞAMAKTANSA BİR GÜN HOROZ GİBİ YAŞARIM. Ateş

BU DÜNYA HERKESE YETER. YETERKİ ADAM GİBİ YAŞAMASINI BİLELİM. Ateş

TOPLUMDA KENDİNİ ŞEREFLİ GÖSTEREN ŞEREFSİZLER DÜNYA DÖNDÜKCE VAR OLACAK VE MİDE BULANDIRACAKLARDIR. Ateş

"HER ASALAK BİR SALAĞIN SIRTINDAN GEÇİNİR" İNSAN OLAN NE SALAK NE DE OLUR ASALAK. Ateş

HIRSIZLIK SADECE PARA ÇALMA İLE OLMAZ. ZAMAN PARADAN YERİNE GÖRE DAHA ÖNEMLİDİR. DAKİKALARI PARA İLE ÖLÇEMEZSİNİZ. GASP EDİLEN DAKİKALARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ. MİLLET OLARAK BOŞA HARCANACAK NE VAKTİMİZ NE DE BOŞ ZAMANIMIZ VAR. Ateş

"KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM KÜL GİBİ KARARIP SOLDUM EYVAH EYVAH" TÜRKÜSÜNÜ ÇALMAMAK İÇİN SİZE DEĞER VEREN DOSTLARINIZA, SİZİ SEVENLERE KULAK VERİNİZ. Ateş

TREN KALKAR GARDAN, KAÇARSA HABER GELMEZ NAZLI YARDAN. TRENDEKİ BİR GÜN AĞLAR, KAÇIRAN HER GÜN AĞLAR. EN İYİSİ TRENİ KAÇIRMAMAK. Ateş

"ZORLA YENEN AŞ YA KARIN AĞRITIR YADA BAŞ". NE YİYEN NEDE YEDİREN ŞİFA BULUR ARKADAŞ. Ateş

GÜZEL HER ZAMAN GÜZELDİR. ÇİRKİNLİK İSE BENİM İŞİM DEĞİLDİR. Ateş

DOST DOSTUN AYNASI OLMALI. AYNA KADAR DOĞRU OLAMIYORSA DOSTUNUM DİYE GEZMEMELİ. Ateş

OTOBÜS KAÇIYOR DEMİŞTİM DİNLEMEDİN. SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ DEMİŞTİM TINLAMADIN. NE DEDİMSE İLTİFAT DEĞİL, GERÇEK DİYE, HOŞUNA GİTMEDİ. ANLARSIN BİR GÜN DEDİM, DALGA GEÇTİN. İŞ İŞTEN GEÇTİKDEN SONRA ANLARSIN DA, ONU DA BEN ANLAYAMAM. "GEÇER BORUN PAZARI ANCA GİDERSİN NİĞDE'YE." SÖYLEYECEK BİR SÖZÜN OLAMAZ BU DELİYE. Ateş

SEVDİĞİM BİRİSİ "BENİ SENİN KADAR AŞAĞILAYAN HİÇ KİMSE OLMADI" DEMİŞTİ. BIRAKIN AŞAĞILAMAYI İNCİLTMEK AKLIMIN KÖŞESİNDEN BİLE GEÇMEMİŞTİ. OYSA BU KİŞİ DEĞER VERDİĞİM SEVDİĞİM KİŞİLERİN BAŞINDA GELEN BİRİ. DEMEK Kİ DEV AYNASI OLMAMAK SUÇ OLUYOR. BEN SENİN DÜŞMANIN DEĞİLİM Kİ SENİ OLDUĞUNDAN FARKLI GÖSTEREYİM. BİR GÜN SANA GEREĞİNDEN FAZLA İLTİFAT EDERSEM BİL Kİ O GÜN DÜŞMANIN OLDUĞUM GÜNDÜR. Ateş

"GÜLÜ SEVEN DİKENİNE KATLANIR" KATLANIR DA ÖNEMLİ OLAN DİKENE KATLANIP, GÜLE KAVUŞABİLMEK. Ateş

İSTER ARKADAŞINIZ, İSTER SEVGİLİNİZ, İSTER AÇIK İSTER GİZLİ AŞKINIZ, İSTER DOSTUNUZ, İSTER SIRDAŞINIZ, İSTER ANNE BABANIZ, DEĞER VERDİĞİNİZ KİM OLURSA OLSUN GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEYİNİZ. KENDİ DEĞERİNİZDEN KAYBEDERSİNİZ. Ateş

HER YÜZÜNE GÜLENİ, BOLCA İLTİFAT EDENİ DOST BELLEME. DOST, SEVİLMEME RİSKİNE RAĞMEN; DOĞRU NE İSE ONU SÖYLER, KALPTEN SEVER. ASIL DOST KENDİSİNE REVA GÖRMEDİĞİNİ KARŞIDAKİNE REVA GÖRMEYENDİR. Ateş

GERÇEK SÖZLERDEN KAÇANLAR, GÜZEL, SAHTE VE HOŞ SÖZLERE KANANLAR. ASLA ACI GERÇEKLERDEN KAÇAMAZLAR. Ateş

BENİM İÇİN SIFATINIZ NE OLURSA OLSUN. SİZİ KAYBETMEMEK UĞRUNA ASLA YALANA BAŞVURAMAM. SİZLERİ KAZANMAK İÇİN SAHTEKARLIK YAPAMAM. BENİ SEVEN DÜRÜST OLDUĞUM İÇİN SEVSİN SAHTE İLTİFATLAR İÇİN DEĞİL. SAHTE DOSTLAR VE SAHTEKARLIK BENDEN UZAK OLSUN. Ateş

SEVDİKLERİNİZİ YARGILARKEN OLAYLARA KENDİ CEPHENİZDEN BAKMAYINIZ. ALDANIRSINIZ. KARŞIDAKİNİN YERİNE KENDİNİZİ KOYABİLDİĞİNİZ SÜRECE DOĞRU YARGILAMA YAPABİLİRSİNİZ. Ateş

SİZ, SİZ OLUN, OLMAZ ÖYLE ŞEY DEMEYİN. BİR GÜN OLUR, OLUYORMUŞ DEMEK ZORUNDA KALIRSINIZ. ASLA BİRİNİ KINAMAYINIZ. KINADIĞINIZ OLAYIN, BİR GÜN BAŞINIZA GELDİĞİNİ, GÖRMENİZ HİÇ DE UZUN SÜRMEZ. ALLAH ISLAH ETSİN DEYİP GEÇİN. YOKSA, KINADIĞINIZ OLAYLA KENDİNİZ ISLAH EDİLİRSİNİZ. Ateş

"İLTİFAT; YALANIN SÜSLENMİŞ, KILIF GİYDİRİLMİŞ HALİDİR" İLTİFAT ETMEYİ BİLMİYORUM. ÇÜNKÜ YALAN SÖYLEMEYİ BECEREMİYORUM. Ateş

GERÇEKLER DOĞRU VE ACI OLUR. İLTİFATLAR SAHTE VE YALAN. GERÇEKLERDEN KAÇANLAR, İLTİFATLARA SIĞINANLAR, ACI SONDAN KAÇAMAZLAR. KURTULUŞ GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEKDEN, İLTİFATLARDAN UZAK DURMAKDAN GEÇER. Ateş

AŞIRI MAKYAJ GÜZELİ ÇİRKİNLEŞTİRİR ÇİRKİNİ GÜZELLEŞTİRİR. Ateş

DOĞRULAR VE GÜZELLİKLER MALINIZ, ÇİRKİNLİKLER VE KÖTÜLÜKLER ÇÖPÜNÜZ OLSUN. Ateş

SİGARA

OĞUZLAR Mayıs 1994

SİGARA

Ahmet ATEŞ Oğuzlar Gazetesi yazı İşleri Müdürü

İçerken güldürür

Sinsi, sinsi öldürür

İçene kendini kahraman sandırır

Şeytani bir zehri andırır

İnsana kendi kendini yandırır

Sigara içmek suç değil

Bıçak taşımakta suç değil

Fakat bıçak ve tabanca

Bir başkasına zarar verince suç

Peki, sigara bir başkasına zarar verince neden suç sayılmaz? Şimdi sormak gerek aklı ve fikri olan herkese. Hangi insanın bir başka insanı zehirlemeye hakkı var? Sigara içme özgürlüğünü savunan vatandaşlara demezler mi ki içenin içme özgürlüğü varda içmeyenin sigara içmeme özgürlüğü yok mu? Sigara içmeyenin sigara içene bir zararı yok. Peki sigara içenin içmeyene neden zararı olsun. Bir resmi daire veya aile düşünün aynı odayı on kişi paylaşıyor. Bunun beşi sigara içiyor diğer beşi içmiyor. Beş kişinin sigara içme özgürlüğü varda diğer beş kişinin sigara içmeme, zehirlenmeme özgürlüğü yok mu? Sigara içmeyen beş kişinin sigara içen beş kişiye zararı yok da, sigara içen beş kişi niye diğer beş kişiyi zehirlesin.

Sigara içenler içmeyenleri zehirleme hakkını kimden ve nereden alıyorlar?

Anti parantez kimse özgürlükten bahsetmesin özgürlüklerde sınırsız değil sınırlıdır. Çünkü bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğer bir kişinin özgürlüğü biter. Bitmiyorsa tecavüz olur. Suç teşekkül eder, cezayı gerektirir.

Anti parantez kimse özgürlükten bahsetmesin özgürlüklerde sınırsız değil sınırlıdır. Çünkü bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğer bir kişinin özgürlüğü biter. Bitmiyorsa tecavüz olur. Suç teşekkül eder, cezayı gerektirir.

Birde en çok şundan söz edilir. Yahu sigara içen akciğer kanseri, verem ve diğer hastalıklara yakalanıyor da içmeyen yakalanmıyor mu?

Yakalanıyor: Tabiî ki siz sigara içenlerin sayesinde bir ailede bir kişi sigara içiyorsa diğerlerinin ben sigara içmiyorum demesi gerçek anlamda yalan ve yanlış olur. Sigara içen kişi sadece kendisini zehirlemez evdeki hanımını çocuklarını ve diğer fertlerin hepsini zehirlenmeye mahkum eder, onların yanında sigara içtiği sürece.

Şimdi sorarım size hangi babanın kızını, hangi ananın oğlunu, hangi dedenin torununu,hangi tiryakinin tiryaki olmayanı zehirleme hakkı var?

Medeniyet deyince bazıları çıplaklık sanır, asla. Medeniyet bu ve benzeri durumlarda kendini gösterir. Medeni insan başkalarına ve kendisine saygı duyan insandır. Başkalarının haklarını gasp etmeyen temiz insandır. Hoş görülü insandır. Kendi özgürlüğüne sahip çıktığı kadar başkalarının özgürlüğüne sahip çıkan ona saygı duyan insandır.

Bir düşünür medeniyeti şöyle tarif eder. "Medeni insan karanlık da esnerken sol elinin tersi ile ağzını kapayan insandır" der. Tabiî ki bizde olduğu gibi esnerken küçük dilini karşısındakine gösteren değil.

"Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az"

Kimsenin kimseyi zehirlemeyeceği, kişilerin birbirlerine saygılı olacağı,toplum menfaatlerinin ön plana çıkacağı bencilliğin arka planda kalacağı, hoş görülü medeni toplumlara doğru.

Saygı ve sevgilerimle bir sonraki sayıda buluşmak üzere.

Sevgili okurlar Makalenin yayın tarihine bakarsanız bu günkü sigara ile ilgili kanun konusunun alt yapısını görürsünüz o tarihlerde bu yazıyı kaleme almak yürek, bilek ve cesaret isterdi. İlk sigara kanunu bile (Kanun Numarası : 4207 Kabul Tarihi : 7/11/1996 Yayımlandığı R.Gazete: Tarihi:26/11/1996 Sayı: 22829) bu makaleden 2 Yıl 6 Ay sonra çıkmıştır. O gün dile getirdik iki yıl sonra kısmen bugünse tamamına yakını kanuna konmuştur. Eh sağlık olsun 12 yıl sonrada olsa birşeyler değişmiştir. O gün dalga geçenlere duyrulur.

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85643.8718
Euro4.54804.5662
Takvim