
240 Adet T Harfi |
|
| 1 | TACAL: (TR) Üstün ol, taçlan. |
| 2 | TACEDDİN / TACETTİN : (AR) Dinin tacı. |
| 3 | TACİ: (AR) Taçla ilgili. |
| 4 | TACİK: (FAR) İran ve Türkistan'da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse. |
| 5 | TACİM: (AR) Noktalama, noktalatma. |
| 6 | TACİR: (AR) Ticareti meslek edinmiş olan |
| 7 | TAÇKIN: (TR) Gurur. |
| 8 | TAHA: (AR) Kuranı Kerim'in 20. suresi. Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur. |
| 9 | TAHİR: (AR) Temiz, pak. Türk musikisinde basit bir makam. |
| 10 | TAHSİN: (AR) Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama. |
| 11 | TAİB / TAİP: (AR) Tövbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen. |
| 12 | TAİF: (AR) Tavaf eden. Dönen, dolaşan. |
| 13 | TAKİ: (AR) Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı. |
| 14 | TALAT: (AR) Yüz, çehre. Yüz güzelliği. |
| 15 | TALAY: (TR) Deniz, büyük nehir, taloy. Çok fazla. |
| 16 | TALAYER: (TR) Deniz eri, denizci. |
| 17 | TALAYHAN: (TR) Denizlerin hakanı, hükümdarı. |
| 18 | TALAYKAN: (TR) Denizci kanı taşıyan. |
| 19 | TALAYKUT: (TR) Kutsal deniz. |
| 20 | TALAYMAN: (TR) Deniz adamı, denizci. |
| 21 | TALAS / TALAZ : (TR) Kasırga, fırtına. |
| 22 | TALHA: (AR) Zamk ağacı. |
| 23 | TALİB / TALİP : (AR) Talep eden arayan, isteyen; istekli. Alıcı müşteri. Talebe, öğrenci. |
| 24 | TALİK: (AR) Güleryüzlü. Düzgün söz söyleyen. |
| 25 | TALU: (TR) Seçkin, seçilmiş, güzel. İki kürek kemiği arası. |
| 26 | TALUY: (TR) Deniz, okyanus, talay. |
| 27 | TALUT: (İBR) Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut'un ordularını yok eden komutan. |
| 28 | TAMAY: (TR) Dolunay, ayın ondördü. |
| 29 | TAMER: (TR) Nitelikli, saygın kişi. |
| 30 | TAMERK: (TR) Güçlü, kuvvetli kimse. |
| 31 | TAMERKİN: (TR) (bkz. Tamerk). |
| 32 | TAMKOÇ: (TR) Koç gibi güçlü. |
| 33 | TAMKUT: (TR) Çok mutlu, talihli kimse. |
| 34 | TAN: (Tür.) Güneş doğmadan önceki alacakaranlık, şafak vakti. |
| 35 | TANAÇAN: (TR) Sabah alacakaranlık. |
| 36 | TANAK: (TR) Garip, tuhaf, şaşırtıcı. |
| 37 | TANALP: (TR) Aydın, bilge yiğit. |
| 38 | TANALTAN: (TR) Tan - altan. |
| 39 | TANALTAY: (TR) Tan - altay. |
| 40 | TANAY: (TR) Şafak ve ay. |
| 41 | TANAYDIN: (TR) Aydınlık şafak. |
| 42 | TANBAY: (TR) Tan - bay. |
| 43 | TANBEK: (TR) Aydın bey. |
| 44 | TANBERK: (TR) Şafak çizgisi. Parlayan şimşek. |
| 45 | TANBEY: (TR) Şafak gibi aydınlık kimse. |
| 46 | TANBOLAT: (TR) Tan renginde çelik. |
| 47 | TANCAN: (TR) Önü aydınlık kimse. |
| 48 | TANDAN: (TR) Tan vaktinde doğan. |
| 49 | TANDOĞAN: (TR) Ağaran şafak. |
| 50 | TANDOĞDU: (TR) Tan vakti doğan kimseye verilen isim. |
| 51 | TANDORUK: (TR) Dorukların ilk ışıklarla aydınlanması. |
| 52 | TANER: (TR) (bkz. Tan). |
| 53 | TANFER: (TR-FAR) Tan vaktinin yan aydınlığı. |
| 54 | TANGÜN: (TR) Şafakla başlayan aydınlık gün. |
| 55 | TANIN: (TR) Herkesçe adın duyulsun, ünlen. |
| 56 | TANIR: (TR) Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen. |
| 57 | TANIRCAN: (TR) Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan. |
| 58 | TANIRER: (TR) (bkz. Tanır-can). |
| 59 | TANJU: (TR) Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan. |
| 60 | TANKAN: (TR) Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen. |
| 61 | TANKOÇ: (TR) Tan koç. |
| 62 | TANKUT: (TR) Kutlu, uğurlu sabah. |
| 63 | TANÖREN: (TR) Şafakta çalışan. |
| 64 | TANPINAR: (TR) Tan pınar. |
| 65 | TANSAN: (TR) Tan gibi aydınlık, temiz adı olan. . |
| 66 | TANSIK: (TR) Şaşırtıcı, olağanüstü olay, mucize. Özlem, hasret. Değerli, kıymetli. |
| 67 | TANSOY: (TR) Şafak gibi aydınlık soyu olan |
| 68 | TANSU: (TR) Şafağın aydınlattığı su. |
| 69 | TANUĞUR: (TR) Uğurlu, mübarek sabah vakti. |
| 70 | TANVER: (TR) Şafak gibi ışık saç, aydınlat. |
| 71 | TANYEL: (TR) Şafak vakti esen rüzgar. |
| 72 | TANYERİ: (TR) Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan yer. |
| 73 | TANYILDIZ: (TR) Çoban yıldızı. |
| 74 | TANYOL: (TR) Şafak yolu, aydınlık yol. |
| 75 | TANYOLAÇ: (TR) Aydınlığa götüren, yol açan. |
| 76 | TANZER: (TR) Altın renginde tanyeri. |
| 77 | TAPGAÇ: (TR) Ünlü. Aziz. |
| 78 | TAPIK: (TR) Saygı, hürmet. İkram, hizmet. |
| 79 | TARA: (FAR) Yıldız, necim. |
| 80 | TARAB: (AR) Sevinç, şenlik. |
| 81 | TARAN: (TR) Geniş alan. İn. Kuş ya da balık kümeleri. |
| 82 | TARANCI: (TR) Rençber, çiftçi. |
| 83 | TARDU: (TR) Armağan, hediye. |
| 84 | TARHAN: (TR) Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. Han ve komutan unvanı. |
| 85 | TARHUN: (AR) Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. |
| 86 | TARIK: (AR) Sabah yıldızı, zühre, venüs, yol. |
| 87 | TARKAN: (TR) Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. Ayrıcalıklı, saygın kişi. |
| 88 | TAŞAN: (TR) Coşkulu, taşkın. |
| 89 | TAŞBOĞA: (TR) Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse. |
| 90 | TAŞCAN: (TR) Taş gibi sağlam kimse. |
| 91 | TAŞDEMİR: (TR) Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı. |
| 92 | TAŞEL: (TR) Sağlam güçlü el. |
| 93 | TAŞER: (TR) Sağlam güçlü kimse. |
| 94 | TAŞGAN: (TR) Pınar, kaynak. |
| 95 | TAŞKAN: (TR) Sağlam, güçlü soydan gelen. |
| 96 | TAŞKIN: (TR) Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı. |
| 97 | TAŞKINAY: (TR) (bkz. Taşkın). |
| 98 | TAŞKINER: (TR) Coşkulu, coşkun kimse. |
| 99 | TAŞTEKİN: (TR) Emin, güvenilir, sağlam kişi. |
| 100 | TATAR: (TR) Bir Türk kavmi. Posta sürücüsü. Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları. |
| 101 | TATU: (TR) Barış, sulh. |
| 102 | TAVGAÇ: (TR) Çekicilik, cazibe. |
| 103 | TAVİL: (AR) Uzun. Çok süren. Aruzda bir ölçek. |
| 104 | TAYBARS: (TR) Pars gibi güçlü tay (çocuk). |
| 105 | TAYCAN: (TR) Genç ve güçlü kimse. |
| 106 | TAYFUN: (TR) Büyük okyanus ve Çin Denizi'nde görülen şiddetli fırtına. |
| 107 | TAYFUR: (AR) Küçük bir kuş türü. |
| 108 | TAYGAR: (AR) Uçan uçucu. Gaza dönüşen. |
| 109 | TAYGUN: (TR) Çocuk, torun. |
| 110 | TAYGUNER: (TR) Erkek torun |
| 111 | TAYI: (AR) Bir işi kendi isteğiyle yapan. |
| 112 | TAYKARA: (TR) Esmer, karayağız çocuk. |
| 113 | TAYKOÇ: (TR) Tay - koç. |
| 114 | TAYKURT: (TR) Tay - kurt. |
| 115 | TAYKUT: (TR) Kutlu uğurlu çocuk. |
| 116 | TAYLAK: (TR) Yeni doğmuş at yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu. Yaramaz çocuk. |
| 117 | TAYLAN: (TR) İnce, kibar, güzel, boylu boslu kimse. Çok yağmur yağdığı halde işlenebilir toprak. |
| 118 | TAYMAN: (TR) Genç, taze, toy kimse. |
| 119 | TAYMAZ: (TR) Düşmeyen, kaymayan, dengeli kimse. |
| 120 | TAYUK: (TR) İnce, kibar genç. |
| 121 | TAYYİB / TAYYİP: (AR) İyi, hoş, güzel ala. Helal, çok temiz. |
| 122 | TEBER: (FAR) Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta. |
| 123 | TECEN: (TR) Mağrur, gururlu. |
| 124 | TECER: (TR) Becerikli. İç Anadolu'da sıradağ. |
| 125 | TECİK: (TR) Tutumlu, idareli tasarruflu. |
| 126 | TECİMEN: (TR) Ticaret adamı, tüccar. Tutumlu, idareli. |
| 127 | TECİMER: (TR) Tüccar. |
| 128 | TECMİL: (AR) Süs, tezyin. |
| 129 | TEDÜ: (TR) Bilge, zeki, anlayışlı kimse. |
| 130 | TEFHİM: (AR) Anlatma, bildirme. |
| 131 | TEKALP: (TR) Eşsiz, benzersiz yiğit. |
| 132 | TEKAY: (TR) Eşsiz ay. |
| 133 | TEKCAN: (TR) Çok değerli, eşsiz kimse. |
| 134 | TEKDOĞAN: (TR) Eşsiz, benzersiz doğmuş olan. |
| 135 | TEKECAN: (TR) Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. Çayırlarda biten bir bitki. |
| 136 | TEKİN: (TR) Boş, ıssız. Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. Tek, eşsiz. Uyanık, tetikte. Şehzade, prens. Uğurlu. |
| 137 | TEKİNALP: (TR) Tek ve eşsiz yiğit. |
| 138 | TEKİNAY: (TR) Biricik ve hayırlı ay. |
| 139 | TEKİNDAĞ: (TR) Uğurlu dağ. |
| 140 | TEKİNEL: (TR) Hayırlı el. |
| 141 | TEKİNER: (TR) Tek, eşsiz ve hayırlı kimse. |
| 142 | TEKİNSOY: (TR) İyi soydan gelen kimse. |
| 143 | TEKMİL: (AR) Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep. |
| 144 | TEKRİM: (AR) Ululama, saygı gösterme. |
| 145 | TEKSEN: (TR) Sen teksin, eşsizsin anlamında. |
| 146 | TEKSOY: (TR) Eşsiz bir soydan gelen. |
| 147 | TEMCİT: (AR) Ululama, ağırlama. Sabah ezanından sonra okunan, Allah'ın ululuğunu anlatan dua. |
| 148 | TEMEL: (YUN) Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları, koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. Asıl, esas. Dayanak. Belli, başlı en önemli. |
| 149 | TEMİRCAN: (TR) Demir gibi sağlam kimse. |
| 150 | TEMİRHAN: (TR) Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timur han. |
| 151 | TEMİRKUT: (TR) Demir gibi güçlü ve uğurlu. |
| 152 | TEMİZALP: (TR) İyi ahlaklı kimse. Temiz yapılı ve yiğit. |
| 153 | TEMİZCAN: (TR) İçi temiz olan kimse. |
| 154 | TEMİZEL: (TR) Dürüst kimse. |
| 155 | TEMİZER: (TR) Dürüst kimse. |
| 156 | TEMİZHAN: (TR) İyi vasıflı lider. |
| 157 | TEMİZKAL: (TR) Her zaman doğru ve dürüst kal. |
| 158 | TEMİZKAN: (TR) Temiz soydan gelen. |
| 159 | TEMİZÖZ: (TR) Özü temiz, dürüst olan. |
| 160 | TEMİZSAN: (TR) Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse. |
| 161 | TEMİZSOY: (TR) Temiz ve dürüst soydan gelen. |
| 162 | TEMREN: (TR) Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir. |
| 163 | TEMÜR: (TR) Demir. |
| 164 | TENDÜ: (Moğolca) Yiğit, cesur. |
| 165 | TENGİZ: (TR) Deniz. |
| 166 | TENGİZALP: (TR) Denizci yiğit. |
| 167 | TEOMAN: (TR) Hun imparatoru Mete'nin babası. |
| 168 | TERCAN: (TR) Genç, taze, delikanlı. Kırmızı buğday. |
| 169 | TERİM: (TR) Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük. |
| 170 | TETİKER: (Tür.) Uyanık, çevik, becerikli kimse. |
| 171 | TEVFİK: (AR) Uydurma, uygun düşürme. Başarıya ulaştırma. Allah'ın yardımına kavuşma. |
| 172 | TEZAL: (TR) Çabuk ol. |
| 173 | TEZALP: (TR) Çabuk, hızlı yiğit. |
| 174 | TEZAY: (TR) (bkz. Tezal). |
| 175 | TEZCAN: (TR) Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. |
| 176 | TEZEL: (TR) Çabuk iş gören, becerikli. |
| 177 | TEZER: (TR) Çabuk hızlı, çevik kimse. |
| 178 | TEZEREN: (TR) Çabuk ulaşan, erişen. |
| 179 | TEZKAN: (TR) Kanı kaynayan, heyecanlı kimse. |
| 180 | TEZVEREN: (TR) Duyarlı, reaksiyoner. |
| 181 | TINAL: (TR) Soluk al, yaşamını sürdür. |
| 182 | TINAZ: (TR) Ot ya da saman yığını. |
| 183 | TİBET: (TR) Çin'in batısında bağımsız bir bölge. |
| 184 | TİGİN: (TR) (bkz. Tekin). |
| 185 | TİMUR: (TR) Demir. Türk- Moğol imparatoru. |
| 186 | TİMURCAN: (TR) Demir gibi sağlam ve güçlü. |
| 187 | TİMURHAN: (TR) (bkz. Timur). |
| 188 | TİMURKAN: (TR) Demir gibi güçlü soydan gelen. |
| 189 | TİMURÖZ: (TR) Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan. |
| 190 | TİMURTAŞ: (TR) Demir ve taş gibi güçlü ve sert olan. |
| 191 | TİTİZ: (TR) Çok dikkatli ve özenli davranan. Prensiplerine aşın düşkün. Huysuz, öfkeli. |
| 192 | TOĞAN: (TR) Doğan, şahin. |
| 193 | TOĞAY: (TR) Fundalık. |
| 194 | TOKALP: (TR) Doymuş aç olmayan kimse. Kalın ve gür sese sahip. Kibirli. |
| 195 | TOKCAN: (TR) Gönlü tok olan. |
| 196 | TOKDEMİR: (TR) Sağlam demir. |
| 197 | TOKER: (TR) Tok er. |
| 198 | TOKGÖZ: (TR) Aç gözlü olmayan. |
| 199 | TOKHAN: (TR) Tok han. |
| 200 | TOKKAN: (TR) Cömert soylu. |
| 201 | TOKÖZ: (TR) Cömert ve kerem sahibi. |
| 202 | TOKTAHAN: (TR) Yerleşik yaşayan han. |
| 203 | TOKTAMIŞ: (TR) Bir yere yerleşmiş, oturmuş (kimse). Dinmiş, sakinleşmiş. |
| 204 | TOKTAŞ: (TR) Tok taş. |
| 205 | TOKTİMUR: (TR) Tok timur. |
| 206 | TOKTUĞ: (TR) Tok tuğ. |
| 207 | TOKUR: (TR) Eski Türk erkek adlarından. |
| 208 | TOKUŞ: (TR) Savaş. |
| 209 | TOKUŞHAN: (TR) Savaşçı lider, hakan. |
| 210 | TOKUZ: (TR) Dokuz. Kalın ve sık dokunmuş kumaş. |
| 211 | TOKUZER: (TR) Dokuz er. Dayanışmacı, tutkun yiğit. |
| 212 | TOKUZTUĞ: (TR) Dokuz tuğ. |
| 213 | TOKYAY: (TR) Tok yay. |
| 214 | TOKYÜREK: (TR) Yürekli, cesur. |
| 215 | TOKYÜZ: (TR) Tok yüz. |
| 216 | TOLA: (TR) Dolu, boş olmayan. Keyif, neşe. Güçlü korkusuz. |
| 217 | TOLAY: (TR) Topluluk, cemiyet. |
| 218 | TOLGA: (TR) Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğfer. |
| 219 | TOLGAHAN: (TR) Güçlü ve çevreli lider, han. |
| 220 | TOLGAN: (TR) Dolanma, dolaşma. |
| 221 | TOLGAY: (TR) Çevre, dolay. |
| 222 | TOLGUNAY: (TR) Dolunay. |
| 223 | TOLUN: (TR) Dolun, bedir, ayın ondördü. |
| 224 | TOLUNAY: (TR) Ayın ondördü, mehtap, dolunay. |
| 225 | TOLUNBAY: (TR) Birikimli, kişiliği gelişmiş. |
| 226 | TONAY:(*) Ay gibi parlak, ışıklı giysi. |
| 227 | TONGAL: (TR) Zengin kimse. Yaşlı erkek. |
| 228 | TONGAR: (TR) Büyük, güçlü. Yaşlı. |
| 229 | TONGUÇ: (TR) En büyük çocuk. Bir tür kuş, baykuş. |
| 230 | TOPAY: (TR) Dolunay. |
| 231 | TOPÇAM: (TR) Top çam. |
| 232 | TOPÇAY: (TR) Topçay. |
| 233 | TOPDEMİR: (TR) Top demir. |
| 234 | TOPEL: (TR) Top el. |
| 235 | TOPER: (TR) Top er. |
| 236 | TOPRAK: (TR) Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke, memleket. İşlenmiş arazi. |
| 237 | TOPUZ: (TR) Bir ucu top gibi olan silah. Kısa boylu kimse. Balyoz. |
| 238 | TOR: (TR) Toy, deneyimsiz. Ürkek, çekingen, utangaç. Mağrur, gururlu. Fidan. Toksöz. |
| 239 | TORALP: (TR) Gururlu, yiğit. |
| 240 | TORAMAN: (TR) Güçlü kuvvetli. |
| 164 Adet U Harfi | |
| 1 | UCA: (TR) Yüksek, yüce. |
| 2 | UCATEKİN: (TR) Yücelikte eşsiz kimse. |
| 3 | UÇANAY: (TR) Ay gibi yüksek anlamında. |
| 4 | UÇANOK: (TR) Hızlı, atak, yiğit. |
| 5 | UÇAR: (TR) Uçan, uçucu. |
| 6 | UÇARER: (TR) Uçar er. |
| 7 | UÇBAY: (TR) Sınır beyi. |
| 8 | UÇBEYİ: (TR) Selçuklu ve Osmanlılar'da sınırlardaki askeri güçlerin kumandanlarına verilen ad. |
| 9 | UÇHAN: (TR) Sınır şehir hanı. |
| 10 | UÇKAN: (TR) Deli dolu, havai, toy. |
| 11 | UÇKUN: (TR) Kıvılcım. Pahalı, yüksek. Uçan, çapkın. Becerikli, eli tez. |
| 12 | UÇMA: (TR) Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı. |
| 13 | UÇMAN: (TR) Uçan uçucu. |
| 14 | UÇUK: (TR) Uçmuş, soluk renk. Çökmüş yer, toprak. İyi. Sivri dağ tepesi. |
| 15 | UÇUR: (TR) Vakit, an, fırsat. Mevsim. |
| 16 | UFKİ: (AR) Ufka ait, ufukla ilgili. |
| 17 | UFUK: (AR) Düz arazide ya da açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. Çevre, dolay. |
| 18 | UĞAN: (TR) Yüce, yüksek, güçlü. |
| 19 | UĞRAŞ: (TR) Güçlük ve kötülükle uğraşma, mücadele. |
| 20 | UĞUR: (TR) İyilik, şans, talih, baht. Fırsat, tesadüf. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. |
| 21 | UĞURAL: (TR) Uğur + al. |
| 22 | UĞURALP: (TR) Hayırlı yiğit. |
| 23 | UĞURATA: (TR) Hayırlı ata. |
| 24 | UĞURAY: (TR) Uğurlu ay. |
| 25 | UĞURCAN: (TR) İyilikçi ve candan. |
| 26 | UĞUREL: (TR) Eli uğurlu olan. |
| 27 | UĞURHAN: (TR) Hayırlı lider. |
| 28 | UĞURLU: (TR) Uğurlu olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutsal kutlu. |
| 29 | UĞURLUBAY: (TR) Uğurlu -bay. |
| 30 | UĞURLUBEY: (TR) Uğurlu -bey. |
| 31 | UĞURSAL: (TR) Uğurla ilgili, uğurlu. |
| 32 | UĞURSAN: (TR) Uğuruyla tanınmış olan. |
| 33 | UĞURSAY: (TR) Uğur say. |
| 34 | UĞURSEL: (TR) Uğur sel. |
| 35 | UĞURSOY: (TR) Uğurlu soydan gelen. |
| 36 | UĞURTAN: (TR) Uğur tan. |
| 37 | UĞURTAY: (TR) Uğurlu genç. |
| 38 | UĞUŞ: (TR) Anlayış, zeka, bekleyiş. Benzeyiş. Soy, kabile, soysop. |
| 39 | UĞUZ: (TR) Kutsal, mübarek. Saf, temiz. |
| 40 | ULA: (AR) Birinci. Şan ve şeref sahibi kimse |
| 41 | ULAÇ: (TR) Bağlayan, bağlayıcı. Sınır. |
| 42 | ULAÇHAN: (TR) Sınır hanı. |
| 43 | ULAĞ: (TR) Ulak. |
| 44 | ULAŞ: (TR) Amacına eriş, isteğine kavuş. |
| 45 | ULU: (TR) Erdemleri bakımından çok büyük, yüce. Zengin, saygın. |
| 46 | ULUALP: (TR) Çok erdemli, yüce yiğit. |
| 47 | ULUANT: (TR) Kutsal, büyük yemin. |
| 48 | ULUBAŞ: (TR) Yüce, saygın kimse. |
| 49 | ULUBAY: (TR) Yüce, saygın, erdemli kişi. |
| 50 | ULUBEK: (TR) Saygınlığı olan bey. |
| 51 | ULUBERK: (TR) Saygın kişilikli yiğit.. |
| 52 | ULUCAN: (TR) Erdemli, saygın, yüce kişi. |
| 53 | ULUÇ: (TR) Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. |
| 54 | ULUÇAĞ: (TR) Hayırlı, uğurlu dönem. |
| 55 | ULUÇAM: (TR) Ulu - çam. |
| 56 | ULUÇKAN: (TR) Uluç - kan. |
| 57 | ULUDAĞ: (TR) Çok büyük, yüce dağ. |
| 58 | ULUDOĞAN: (TR) Doğuştan yüce, uğurlu kimse. |
| 59 | ULUER: (TR) Saygın, uğurlu, yüce kimse. |
| 60 | ULUERKAN: (TR) Saygın, yüce, soylu kimse. |
| 61 | ULUĞ: (TR) Ulu, büyük, saygın. |
| 62 | ULUHAN: (TR) Büyük, saygın hükümdar. |
| 63 | ULUKAAN: (TR) Büyük, saygın hükümdar. |
| 64 | ULUKAN: (TR) Soylu yüce kandan gelen. |
| 65 | ULUKUT: (TR) Çok uğurlu, kutlu kimse. |
| 66 | ULUM: (TR) Ululuk, haşmet, büyük gösteriş. |
| 67 | ULUMAN: (TR) Ulu, yüksek, saygın kimse. |
| 68 | ULUMERİÇ: (TR) Ulu meriç. |
| 69 | ULUN: (TR) Büyük, ulu. Temrensiz ok. Buğday, arpa kökü. |
| 70 | ULUNAY: (TR) Büyük, ulu ay. |
| 71 | ULUÖZ: (TR) Özü yüce, saygın kimse. |
| 72 | ULUS: (TR) Millet, halk, insan topluluğu. |
| 73 | ULUSAN: (TR) Adı yüce tanınmış kimse. |
| 74 | ULUSOY: (TR) Ulu, yüce, soylu. |
| 75 | ULUSU: (TR) Yüce, kutlu su. |
| 76 | ULUŞAHİN: (TR) Ulu şahin. |
| 77 | ULUSAN: (TR) Yüce şanlı kimse. |
| 78 | ULUTAN: (TR) Ulu tan. |
| 79 | ULUTAŞ: (TR) Ulu taş. |
| 80 | ULUTAY: (TR) Ulu tay. |
| 81 | ULUTEKİN: (TR) Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli. |
| 82 | ULVİ: (AR) Yüksek, yüce, manevi yapısı ön plana çıkabilen. |
| 83 | UMA: (TR) Hediye, armağan. Konuk, misafir. |
| 84 | UMAN: (TR) Umudu olan, bekleyen, umutlu. |
| 85 | UMAR: (TR) Çare, çıkar yol. |
| 86 | UMMAN: (AR) Ulu, büyük, engin deniz, okyanus. |
| 87 | UMRAN: (AR) Bayındırlık, ma murluk. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk. |
| 88 | UMUR: (TR) Görgü, bilgi, deneyim. |
| 89 | UMURAL: (TR) Görgü, bilgi, deneyim kazan. |
| 90 | UMURALP: (TR) Görgülü, bilgili, yiğit. |
| 91 | UMURBAY: (TR) Görgülü, bilgili, saygın kişi. |
| 92 | UMURBEY: (TR) Görgülü, bilgili, kişi. |
| 93 | UMUT: (TR) Ummaktan doğan, güven duygusu, ümit. |
| 94 | UNAN: (TR) Sadakat, bağlılık. Hak. |
| 95 | UNAT: (TR) Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin. |
| 96 | UNGAN: (TR) Onmuş kişi, mutlu. Yürekli, yiğit kişi. |
| 97 | UNSUR: (AR) Öğe, ilke, eleman. |
| 98 | URAL: (TR) Hazar denizine dökülen, ırmak ve sıradağ. |
| 99 | URALP: (TR) Kentli yiğit. |
| 100 | URALTAN: (TR) Ur - altan. |
| 101 | URALTAY: (TR) Ur - altay. |
| 102 | URAM: (TR) Büyük, geniş yol. |
| 103 | URAN: (TR) Yetenekli, usta, becerikli. |
| 104 | URANDU: (TR) Seçkin, seçilmiş. Hayırlı. |
| 105 | URANGU: (TR) Savaşçı, savaşkan. |
| 106 | URAZ: (TR) Şans, talih. |
| 107 | URAZA: (AR) Hediye, armağan. Konuğa çıkarılan yiyecek. |
| 108 | URGUN: (TR) Vurulan, vurulmuş. Vurgun, aşık. Gizli. |
| 109 | URHAN: (TR) Yüksek rütbeli han. |
| 110 | URKAN: (TR) Kale hendeği. Şehir, kent. Yüksek ve korunaklı yer. |
| 111 | URLUK: (TR) Aile, soy sop. Tohum. |
| 112 | URUÇ: (AR) Yukarı çıkma, yükselme, ağma. |
| 113 | URUK: (TR) Tane, tohum. Nesil, kuşak, soy. |
| 114 | URUZ: (TR) Hedef, amaç, gaye. |
| 115 | USAL: (TR) Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün. Önemsiz. |
| 116 | USALAN: (TR) Akıl alan, akıllı. |
| 117 | USALP: (TR) Akıllı yiğit. |
| 118 | USBAY: (TR) Akıllı, saygın kişi. |
| 119 | USBERK: (TR) Şimşek gibi parlak akıllı kimse. |
| 120 | USBEY: (TR) Akıllı kişi. |
| 121 | USER: (TR) Akıllı kişi. |
| 122 | USHAN: (TR) Akıllı hükümdar. |
| 123 | USKAN: (TR) Akıllı soydan gelen. |
| 124 | USLU: (TR) Akıllı, zeki, uysal, sakin kimse. |
| 125 | USLUER: (TR) Akıllı, olgun kişi. |
| 126 | USMAN: (TR) Akıllı, zeki kimse. |
| 127 | USUM: (TR) Akıllı. |
| 128 | USUN: (TR) Hüzün. |
| 129 | UTKAN: (TR) Zafer kazanmış, muzaffer. Şerefli, onurlu soydan gelen. |
| 130 | UTKU: (TR) Birçok emek ve tehlikelerden sonra ulaşılan, mutlu sonuç, zafer. |
| 131 | UTMAN: (TRR) Şerefli, edepli, terbiyeli kimse. |
| 132 | UYAR: (TR) Uygun yerinde. Boyun eğen, uysal, nazik kimse. |
| 133 | UYARALP: (TR) Uysal, nazik yiğit. |
| 134 | UYAREL: (TR) Uyar el. |
| 135 | UYGAN: (TR) Uyumlu, uyan. |
| 136 | UYGAR: (TR) Kültürlü, eğilimli, görgülü, medeni. |
| 137 | UYGU: (TR) Uyum, uygunluk. |
| 138 | UYGUN: (TR) Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı. Oranlı. |
| 139 | UYGUNEL: (TR) Uygun el. |
| 140 | UYGUNER: (TR) Uygun uyumlu, olumlu. |
| 141 | UYGUR: (TR) Orta Asya'da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu. Uygar, medeni. |
| 142 | UYGURALP: (TR) Uygar yiğit. Uygur'a mensup kişi. |
| 143 | UYSAL: (TR) Yumuşak başlı, uyumlu, boyun eğen. Terbiyeli. |
| 144 | UYUN: (AR) Gözler. Pınarlar, kaynaklar. |
| 145 | UZ: (TR) İyi, güzel. Uygun, doğru. Usta. Temiz, dikkatli. Becerikli, akıllı, anlayışlı. Yakın, içten. |
| 146 | UZALP: (TR) İyi, temiz, akıllı, anlayışlı yiğit. |
| 147 | UZAY: (TR) Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk. |
| 148 | UZBAY: (TR) İyi, becerikli, temiz, akıllı ve saygın kişi. |
| 149 | UZCAN: (TR) Uysal, uyumlu, iyi insan. |
| 150 | UZEL: (TR) Usta, becerikli kişi. |
| 151 | UZER: (TR) Becerikli, akıllı kişi. |
| 152 | UZGÖREN: (TR) Gerçeği önceden görebilen. |
| 153 | UZHAN: (TR) Ülke ve halkına faydalı olan. |
| 154 | UZKAN: (TR) Erdemli soydan gelen. |
| 155 | UZLET: (AR) Bir kenara çekilip toplum yaşayışından ayrı kalma. |
| 156 | UZMA: (AR) Büyük, en büyük. |
| 157 | UZMAN: (TR) Belli bir iş ya da konuda bilgi, görüş ve becerisi olan kimse. |
| 158 | UZSAN: (TR) Becerisi ve diğer iyi nitelikleriyle tanınan. |
| 159 | UZSOY: (TR) İyi nitelikli soydan gelen. |
| 160 | UZTAN: (TR) Uz - tan. |
| 161 | UZTAŞ: (TR) Uz - taş. |
| 162 | UZTAV: (TR) Uz - tav. |
| 163 | UZTAY: (TR) Uz - tay. |
| 164 | UZTEKİN: (TR) Uz - tekin |
| 68 Adet Ü Harfi | |
| 1 | ÜBEYDULLAH: (AR) Allah'ın kulu. |
| 2 | ÜBEYD / ÜBEYT: (AR) Köle, kölecik, kul. |
| 3 | ÜÇEL: (TR) Yüce, yüksek. Arka. |
| 4 | ÜÇER: (TR) Üç er. |
| 5 | ÜÇOK: (TR) Oğuz destanına göre sol kolda bulunan 12 Oğuz boyuna verilen ad. |
| 6 | ÜKE: (TR) Onur, şeref. |
| 7 | ÜLFER: (AR) Büyük su, ırmak. |
| 8 | ÜLGEN: (TR) Yüce, yüksek, ulu. İyilik tanrısına verilen ad. |
| 9 | ÜLGENALP: (TR) Yüce, ulu, yiğit. Ülgen - alp. |
| 10 | ÜLGENER: (TR) Yüce, ulu kimse. Ülgen - er. |
| 11 | ÜLGER: (TR) Kumaş vb. şeylerdeki ince tüy. |
| 12 | ÜLGÜ: (TR) Yakışıklı kimse. Pay, hisse. Tutum, tavır. |
| 13 | ÜLKE: (TR) Bir devletin egemenliği altında bulunan yerlerin tümü. Yurt, vatan. |
| 14 | ÜLKEM: (TR) Yurdum, vatanım. |
| 15 | ÜLKEN: (TR) Senin yurdun, senin vatanın. |
| 16 | ÜLKENUR: (TR) Yurdunu aydınlatan ışık. |
| 17 | ÜLKER: (TR) Boğa burcunda yedi yıldızdan biri. |
| 18 | ÜLKÜ: (TR) Amaç edinilen, ulaşılmak istenilen şey. |
| 19 | ÜLKÜM (TR) Amacım, ulaşmak istediğim şey. |
| 20 | ÜLKÜMEN: (TR) Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse. |
| 21 | ÜLKÜSEL: (TR) Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde. |
| 22 | ÜLMEN: (TR) Denizci, deniz adamı. |
| 23 | ÜMİT: (FAR) (bkz. Umut). |
| 24 | ÜNAL: (TR) Adın duyulsun, tanın, ün kazan. Ün al. |
| 25 | ÜNALAN: (TR) Adı duyulmuş, ün kazanmış. |
| 26 | ÜNALDI: (TR) Ün aldı. |
| 27 | ÜNALMIŞ: (TR) Ün ve şan kazanmış. |
| 28 | ÜNALP: (TR) Tanınmış, ünlü, yiğit. |
| 29 | ÜNAY: (TR) Ay gibi tanınmış, ünü parlak, şöhretli. |
| 30 | ÜNEK: (TR) Kahraman, yiğit. Ünlü tanınmış. |
| 31 | ÜNER: (TR) Tanınmış, ünlü yiğit. |
| 32 | ÜNGÖRMÜŞ: (TR) Ün görmüş. |
| 33 | ÜNGÜN: (TR) Ün gün. |
| 34 | ÜNGÜR: (TR) Mağara. |
| 35 | ÜNKAN: (TR) Tanınmış soydan gelen, soylu kan. |
| 36 | ÜNLEM: (TR) Ses, seda, çağrı. |
| 37 | ÜNLÜ: (TR) Tanınmış, adı duyulmuş şöhretli, şanlı. |
| 38 | ÜNLÜER: (TR) Tanınmış, ünlü kimse. |
| 39 | ÜNLÜOL: (TR) Adın duyulsun, ün kazan. |
| 40 | ÜNLÜSOY: (TR) Tanınmış soydan gelen. |
| 41 | ÜNSAÇ: (TR) Adın duyulsun, ünlen. |
| 42 | ÜNSAL: (TR) Adın duyulsun. |
| 43 | ÜNSAN: (TR) (bkz. Ünsal). |
| 44 | ÜNSEV: (TR) Adını ününü sev. |
| 45 | ÜNSEVEN: (TR) Ün seven. |
| 46 | ÜNSEVER: (TR) Ün sever. |
| 47 | ÜNSEVİN: (TR) Ün sevin. |
| 48 | ÜNSİ: (AR) Alışmış, sokulgan. Arkadaş, dost. |
| 49 | ÜNÜVAR: (TR) Ünü var. Ünlü tanınmış. |
| 50 | ÜNVER: (TR) Ünlen, tanınmış ol, insan ol. |
| 51 | ÜNVERDİ: (TR) Ün verdi. |
| 52 | ÜNVEREN: (TR) Ün veren. |
| 53 | ÜNZİL: (AR) Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş. |
| 54 | ÜRÜNDÜ: (TR) Seçilmiş, seçkin. |
| 55 | ÜRÜNDÜBAY: (TR) Seçkin insan. |
| 56 | ÜSGEN: (TR) Yüksek. Gelişmiş. |
| 57 | ÜSTAM: (AR) Altın veya gümüşten yapılmış at eyeri. Emin, güvenilir. |
| 58 | ÜSTAY: (TR) Ay gibi yüksek yüce. |
| 59 | ÜSTEK: (TR) Yüksek, yüce. |
| 60 | ÜSTEL: (TR) (bkz. Üstek). |
| 61 | ÜSTER: (TR) Çok değerli kimse. |
| 62 | ÜSTÜN: (TR) Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Yenen, galip gelen. |
| 63 | ÜSTÜNBAY: (TR) Üstün bay. Seçkin, başarılı kimse. |
| 64 | ÜSTÜNDAĞ: (TR) Üstün dağ. |
| 65 | ÜSTÜNER: (TR) Üsten - er. |
| 66 | ÜVEYS: (AR) İsteyen, arzu eden. |
| 67 | ÜZER: (TR) Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü. |
| 68 | ÜZEYİR: (AR) Kur'an-ı Kerim'de adı geçen, peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaflı görüşler bulunan kişi. |
| 48 Adet V Harfi | |
| 1 | VACİB/ VACİP : (AR) Dini bakımdan terkedilmesi doğru ve uygun olmayan, kesinlik bakımından farzdan sonra gelen.Çok lüzumlu, bırakılması mümkün olmayan zaruri. |
| 2 | VACİD/ VACİT : (AR) Yaratan, meydana çıkaran. |
| 3 | VAFİ: (AR) Yeter, tam. Sözünde duran, sözünün eri. |
| 4 | VAFİD: (AR) Elçi, temsilci. |
| 5 | VAHA: (AR) Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan. |
| 6 | VAHAB/ VAHAP : (AR) Bağışlayan, ihsan eden. |
| 7 | VAHAT: (AR) Çölde suyu ve yeşilliği olan yerler. Vahalar. |
| 8 | VAHDEDDİN/ VAHDETTİN : (AR) Dinin tekliği, birliği. |
| 9 | VAHDET: (AR) Yalnızlık, teklik, birlik. |
| 10 | VAHİB / VAHİP : (AR) Bağışlayan, bağışlayıcı. |
| 11 | VAHİD / VAHİT: (AR) Bir, tek, yalnız. Allah'ın sıfatlarındandır. |
| 12 | VAHİDDİN / VAHİTTİN : (AR) Tek din, dinin tekliği. |
| 13 | VAKKAS: (AR) Okçu, savaşçı. |
| 14 | VALA: (FAR) Yüksek, yüce. |
| 15 | VARGIN: (TR) Ulaşan, isteğine kavuşan. |
| 16 | VASIF: (AR) Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has özellik, nitelik. |
| 17 | VARLIK: (TR) Yaşam, hayat. Var olan herşey. |
| 18 | VAROL: (TR) Yaşa, uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun. |
| 19 | VASFİ: (AR) Vasıfla ilgili, vasfa ait. Nitelikli. |
| 20 | VECDET: (AR) Zenginlik, varsallık. |
| 21 | VECDİ: (AR) Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan. |
| 22 | VECHİ: (AR) Yüzle ilgili, yüze ait. |
| 23 | VECİD: (AR) Bir şeyin güzelliği karşısında kendini kaybedecek dereceye gelmek, coşkulanmak. |
| 24 | VECİH: (AR) Yüz, çehre. Tarz, üslup. Neden. |
| 25 | VECİHİ: (AR) Güzellik, hoşluk, uygunlukla ilgili. |
| 26 | VEDAT: (AR) Sevgi, dostluk. |
| 27 | VEDİ: (AR) Başkasının malını saklamakla görevli kimse. |
| 28 | VEFA: (AR) Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. Sevgi, dostluk ve bağlılıkta kararlılık, sebat. |
| 29 | VEFAİ: (TR) Vefa ile ilgili. |
| 30 | VEFAKAR: (AR+FAR) Sevgisi geçici olmayan, vefası olan. |
| 31 | VEFİ: (AR) Vefalı, bağlı. Tam, mükemmel, eksiksiz. |
| 32 | VEFİK: (AR) Uygun, muvafık, arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan. |
| 33 | VEHBİ: (AR) Allah'ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi. |
| 34 | VELİ: (AR) Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan, hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. Dost, yakın. Allah'ın sevgili kulu, ermiş evliya. |
| 35 | VELİCAN: (AR) Candan, dost, yakın. |
| 36 | VELİD: (AR) Yeni doğmuş çocuk. |
| 37 | VERİM: (TR) Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç. |
| 38 | VESİM: (AR) Güzel yüzlü. |
| 39 | VEYİS: (TR) Yoksulluk, muhtaçlık. |
| 40 | VEYSEL: (AR) Aslı Üveys'tir. Kurt anlamında. |
| 41 | VEYSİ: (AR) Yoksul, muhtaç. |
| 42 | VEZİR: (AR) Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse. |
| 43 | VİSALİ: (AR) Kavuşma, ulaşma ile ilgili. |
| 44 | VİSAM: (AR) Damgalı, nişanlı. |
| 45 | VOLKAN: (FR) Yanardağ, burkan. |
| 46 | VURAL: (TR) Vur al. |
| 47 | VURALHAN: (TR) Vural +han. |
| 48 | VURGUN: (TR) Birine aşık, tutkun. |
| 158 Adet Y Harfi | |
| 1 | YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde "hükümdar" anlamında kullanılan bir unvan. |
| 2 | YADİGAR: (FAR) Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı. |
| 3 | YAFES: (AR) Hz. Nuh'un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir. |
| 4 | YAĞAN: (TR). Yağmur, kar. |
| 5 | YAĞIN: (TR) Yağmur. Yiğit. Arka, sırt. |
| 6 | YAĞINALP: (TR) (bkz. Yağın). |
| 7 | YAĞIZ: (TR) Esmer. Doru. Yiğit. |
| 8 | YAĞIZALP: (TR) Esmer, güçlü yiğit. |
| 9 | YAĞIZBAY: (TR) Esmer kimse. |
| 10 | YAĞIZER: (TR) Esmer kimse. |
| 11 | YAĞIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yeğni, katı, cesur han. |
| 12 | YAĞIZKAN: (TR) Asil, soylu kan. |
| 13 | YAĞIZKURT: (TR) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse. |
| 14 | YAĞIZTEKİN: (TR) Esmer, güçlü, erkek. |
| 15 | YAHYA: (İBR) 'Allah lütufkardır" anlamında. Zekeriyya'nın oğlu olan peygamber. |
| 16 | YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. İbranice, "Takib eden, izleyen". |
| 17 | YALAP: (TR) Parıltı. İvedi, hızlı, çabuk. Sarı renkli bir kuş. Şimşek. |
| 18 | YALAVAC: (TR) Peygamber, elçi. |
| 19 | YALAZ: (TR) Alev. Bayrak. |
| 20 | YALAZA: (TR) Alev. |
| 21 | YALAZABEY: (TR) Ateş gibi. |
| 22 | YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yiğit. |
| 23 | YALAZAN: (TR) Berk, şimşek. |
| 24 | YALAZAY: (TR) Ayın kırmızı ışıklar açar hali. |
| 25 | YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak, cilalı. |
| 26 | YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçın). Çetin, sert ve yiğit. |
| 27 | YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçın) |
| 28 | YALÇUK: (TR) Parlak, parlayan. Elçi. |
| 29 | YALDIRAK: (TR) Ak, parlak, ışıltılı. |
| 30 | YALGIN: (TR) Serap, ılgın. Alev. |
| 31 | YALIM: (TR) Alev, ateş. Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer, uçurum. Şimşek. Kuvvet, kudret. Onur, derece. |
| 32 | YALIN: (TR) Gösterişsiz, sessiz, sade. Alev, ateş. Taş, büyük kaya. Çıplak, örtüsüz. |
| 33 | YALINALP: (TR) (bkz. Yalın). |
| 34 | YALINAY: (TR) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. |
| 35 | YALINÇ: (TR) Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan. |
| 36 | YALKI: (TR) Yalın, tek. Işın. |
| 37 | YALKIN: (TR) (bkz. Yalgın). |
| 38 | YALMAN: (TR) Kılıç, kama, bıçak, mızrak'ın ağzı veya ucu. Sarp, dik. Eğik, eğinik. |
| 39 | YALTIR: (TR) Parlak, parlayan. |
| 40 | YALTIRAK: (TR) Işık, parıltı. Kuyruklu yıldız. |
| 41 | YALTIRAY: (TR) Ayın ışıltısı. |
| 42 | YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç). |
| 43 | YAMAÇ: (TR) Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. Yakın. Bedel, karşılık. |
| 44 | YAMAN: (TR) Kötü, korkulan, şiddetli. Cesur, güçlü. İşbilir, kurnaz, becerikli. |
| 45 | YAMANER: (TR) Güçlü, cesur erkek. |
| 46 | YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan. |
| 47 | YANAÇ: (TR) Yön, taraf. |
| 48 | YANAL: (TR) Yanda olan, yana düşen. Alaca, değişik renkli. Kırmızı pembe. Nehir yatağı. |
| 49 | YANAR: (TR) Parlayan, parıldayan. Kaplıca. Aralık ve Ocak ayı. |
| 50 | YANIK: (TR) Yanmış olan, esmer. Duygulu, dokunaklı. Kavruk, gelişmemiş. Aşık. |
| 51 | YANIKER: (TR) Aşık, vurgun kimse. |
| 52 | YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması. |
| 53 | YAREN: (FAR) Arkadaş, dost, yakın dost. |
| 54 | YARKIN: (TR) Şimşek, ışık, ışıklı. |
| 55 | YARLIK: (TR) Buyruk, ferman. Yasa, kanun. Yoksul, acınan. Bağış, lütuf. |
| 56 | YARUK: (TR) Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı. |
| 57 | YASER: (AR) Bolluk, varlık, zenginlik, varlıklılık. |
| 58 | YASİN: (AR) Kur'an-ı Kerim'in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte, "Ey insan, Ey Seyyid" gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır. |
| 59 | YASUN: (TR) Tarz, üslup, töre. Doğa, tabiat. |
| 60 | YAŞAM: (TR) Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat. |
| 61 | YAŞANUR: (TR) (bkz. Yaşa). |
| 62 | YAŞAR: (TR) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır. |
| 63 | YAŞIK: (TR) Işık, parıltı, parlaklık. |
| 64 | YAŞIL: (TR) Yeşil. Erkek ördek. |
| 65 | YAŞIN: (TR) Işık, parlaklık. Gizli. Şimşek. |
| 66 | YATMAN: (TR) Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse. |
| 67 | YATUK: (Tür.) Kanun, santur vb. sazların genel adı. Saklanan kullanılmayan şey. |
| 68 | YAVER: (FAR) Yardımcı. |
| 69 | YAVEŞ: (TR) Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. Şefkatli, sevecen. |
| 70 | YAVUZ: (TR) Yaman güçlü, güzel. Sert, şiddetli, çetin, keskin. |
| 71 | YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yiğit. |
| 72 | YAVUZAY: (TR) Ayın en güzel hali. |
| 73 | YAVUZCAN: (TR) Güçlü kişiliği olan, kimse. |
| 74 | YAVUZER: (TR) Cesur, güçlü erkek. |
| 75 | YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar, hakan. |
| 76 | YAY: (TR) Ok atmaya yarayan, eğri ağaç ya da metal çubuk. Burç. |
| 77 | YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen. |
| 78 | YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay). |
| 79 | YAYGIR: (TR) Gökkuşağı. |
| 80 | YAZGAN: (TR) Yazan, yazar. |
| 81 | YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan). |
| 82 | YAZGI: (TR) Kader, alın yazısı. |
| 83 | YAZIR: (TR) Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı. |
| 84 | YEĞİN: (TR) Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven. Yakışıklı, güzel, ince. Uygun yerinde. |
| 85 | YEĞİNER: (TR) (bkz. Yeğin). |
| 86 | YEĞREK: (TR) İyilik sever. Güzel. Fazla, çok. |
| 87 | YEKTA: (FAR) Tek, yalnız.Eşsiz, benzersiz. |
| 88 | YELER: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk kimse. |
| 89 | YELESEN: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk. |
| 90 | YELMEN: (TR) Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse. |
| 91 | YELTEKİN: (TR) (bkz.Yeler). |
| 92 | YENAL: (TR) Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir. |
| 93 | YENAY: (TR) Yeni ay, hilal. |
| 94 | YENBU: (AR) Pınar, çeşme, kaynak. |
| 95 | YENER: (TR) Üstün gelen, kazanan. |
| 96 | YENGİ: (TR) Zafer, utku, yenme, alt etme. |
| 97 | YENİSEY: (TR) Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak. |
| 98 | YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan, örf. |
| 99 | YERGİN: (TR) Hüzünlü, tasalı, kaygılı. |
| 100 | YERHUM: (AR) Erkek kartal. |
| 101 | YERSEL: (TR) Yere ait, yerle ilgili. |
| 102 | YERTAN: (TR) Güneşin ilk ışıklan. |
| 103 | YESAR: (AR) Varlık, zenginlik. Sol, sol tarafı. |
| 104 | YESARİ: (AR) Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili. |
| 105 | YETEN: (TR) Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes. |
| 106 | YETENER: (TR) Olgun erkek. |
| 107 | YETİK: (TR) Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun. |
| 108 | YETİŞ: (TR) Amacına ulaş, isteğine kavuş. |
| 109 | YETİŞEN: (TR) Ulaşan, kavuşan. |
| 110 | YETKİN: (TR) Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin. |
| 111 | YETKİNER: (TR) Olgun, kişilikli bilge. |
| 112 | YEZİD: (AR) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu. |
| 113 | YİĞİT: (TR) Güçlü, yürekli, kahraman, alp. Delikanlı, genç, erkek. |
| 114 | YİĞİTCAN: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman. |
| 115 | YİĞİTER: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman. |
| 116 | YİĞİTHAN: (TR) Yiğit, cesur hakan. |
| 117 | YİĞİTKAN: (TR) Güçlü, cesur soydan gelen. |
| 118 | YILDIRALP: (TR) Parlayan, ışıldayan, yiğit |
| 119 | YILDIRAN: (TR) Parlayan, ışıldayan, ışık saçan. |
| 120 | YILDIRAY: (TR) Parlak, ışık saçan ay. |
| 121 | YILDIRIM: (TR) Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması. Şiddetli, süratli, çabuk! |
| 122 | YILDIZHAN: (TR) Yıldızların hakanı. |
| 123 | YILHAN: (TR) Yıl - han. |
| 124 | YILKAN: (TR) Yıl - kan. |
| 125 | YILMA: (TR) Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma. |
| 126 | YILMAZ: (TR) Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı. |
| 127 | YOLAÇ: (TR) Yol gösteren, kılavuz. |
| 128 | YORDAM: (TR) Kılavuz, rehber. Beceri, yatkınlık. Gelenek, görenek. Anlayış, yerinde davranış. |
| 129 | YORUÇ: (TR) Komutan, kumandan. |
| 130 | YÖNAL: (TR) Yönünü, cepheni al. |
| 131 | YÖNER: (TR) (bkz. Yönal). |
| 132 | YÖNET: (TR) Uygun, doğru. İyi, güzel. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul. |
| 133 | YÖNTEM: (TR) Yol, tarz, metod. Yetenek. Uygun, kolay. |
| 134 | YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen, hızlı. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri. |
| 135 | YULA: (TR) Meşale. Kandil. |
| 136 | YULUĞ: (TR) Mutlu, mesut. Hak, adalet. |
| 137 | YUMLU: (TR) Uğurlu, kutlu. Kutsal, mübarek. |
| 138 | YUMUŞ: (TR) İş, güç çalışma. |
| 139 | YUNUS: (AR) Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan, memeli hayvan. Bir takım yıldızın adı.Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen peygamber (Yunus). |
| 140 | YURA: (TR) Dağ sırtı. |
| 141 | YURDAER: (TR) Yurdu için doğmuş kimse. |
| 142 | YURDAŞEN: (TR) Yurdu şenlendiren. |
| 143 | YURDAY: (TR) Yurdu aydınlatan. |
| 144 | YURDCAN: (TR) Yurda canlılık veren. |
| 145 | YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven. |
| 146 | YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven). |
| 147 | YUSUF: (AR) Yakub'un oğlu olan peygamber Yusuf. İbranice; inleyen, ah eden, inilti. |
| 148 | YÜCE: (TR) Yüksek, büyük, ulu. |
| 149 | YÜCEALP: (TR) Büyük, ulu yiğit. |
| 150 | YÜCEL: (TR) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle. |
| 151 | YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel). |
| 152 | YÜCELEN: (TR) Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen. |
| 153 | YÜCESAN: (TR) Saygın bir adı olan. |
| 154 | YÜCESOY: (TR) Saygın, ulu, soylu. |
| 155 | YÜCETEKİN: (TR) (bkz. Yüce). |
| 156 | YÜKSEL: (TR) Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle. |
| 157 | YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hızlı yürüyen. Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. Hızlı koşan at. |
| 158 | YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük). |
| 45 Adet Z Harfi | |
| 1 | ZABİT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker, subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse. |
| 2 | ZADE: (FAR) Evlat, oğul. Dürüst, doğru adam. |
| 3 | ZAFER: (AR) Amaca ulaşma, basan. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. |
| 4 | ZAFİR: (AR) Zafer kazanan, üstün gelen. |
| 5 | ZAĞNOS: (TR) Bir tür doğan kuşu. |
| 6 | ZAHİD / ZAHİT : (AR) Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, kimse. |
| 7 | ZAHİR: (AR) Parlak, parlak yıldız. |
| 8 | ZAİD / ZAİT : (AR) Artan, artıran. |
| 9 | ZAİK: (AR) Tad alan, tadıcı, tadan. |
| 10 | ZAİM: (AR) Kefil. Prenses, şef. |
| 11 | ZAKİR: (AR) Zikreden, ,anan. |
| 12 | ZATİ: (AR) Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili. |
| 13 | ZEKAİ: (AR) Zekayla ilgili, zekaya ait. |
| 14 | ZEKERİYA: (TR) Kuranı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri. |
| 15 | ZEKİ: (AR) Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren. |
| 16 | ZEVAHİR: (AR) Parlak yıldızlar. (bkz. Zahir). |
| 17 | ZEVAL: (AR) Yerinden ayrılıp, gitme.Sona erme. Güneşin başucunda bulunma zamanı. |
| 18 | ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adından kısalmış ad. |
| 19 | ZEYNELABİDİN: (AR) İbadet edenlerin süsü. |
| 20 | ZEYNİ: (AR) Süsle, bezekle ilgili. |
| 21 | ZEYNULLAH: (AR) Allah'ın süsü. |
| 22 | ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur). |
| 23 | ZEYREK: (TR.) İlgi çekici. Eli uz, usta.Akıllı, zeki. |
| 24 | ZEYYAT: (AR) Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse. |
| 25 | ZİHNİ: (AR) Zihinle, akılla ilgili. |
| 26 | ZİKRİ: (AR) Anma ile ilgili. |
| 27 | ZİRVE: (AR) Doruk, bir şeyin en yüksek noktası, tepesi. |
| 28 | ZİŞAN: (AR) Şanlı, sereni. Canlı. Bir tür lale. |
| 29 | ZİVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi. |
| 30 | ZİVER: (FAR) Süs, bezek. |
| 31 | ZİVERBEY: (TR) (bkz. Ziver). |
| 32 | ZİYA: (AR) Aydınlık, parlaklık, nur, ışık. |
| 33 | ZİYAD / ZİYAT : (TR) Fazlalık, çokluk. |
| 34 | ZİYAEDDİN / ZİYAETTİN : (AR) Dinin ışığı, aydınlığı. |
| 35 | ZOBU: (TR) İri yarı,kaba. Delikanlı. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad. |
| 36 | ZORAL: (TR) Zor al. |
| 37 | ZORLU: (TR) Güzel, çok güzel, iyi.Yakışıklı. Güçlü, dayanıklı. Sert, keskin. Yürekli, cesur. Girgin, girişken. |
| 38 | ZÜBEYR: (AR) Yazılı, küçük şey. |
| 39 | ZÜBEYİR: (AR) (bkz. Zübeyr). |
| 40 | ZÜHDİ / ZÜHTİ / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren. |
| 41 | ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek, çiçekcik. |
| 42 | ZÜLFİ / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kılıcın kabzasına iliştirilen süs. |
| 43 | ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali'nin kullandığı çatal ağızlı kılıç. İki parçalı. |
| 44 | ZÜLKARNEYN: (AR) İki boynuzlu anlamında. Büyük İskender. |
| 45 | ZÜMER: (AR) Zümreler, gruplar. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi. |
| Kaynak: Biraz bizden, biraz sizden, biraz kitaplardan, biraz internetten derlenerek hazırlanmıştır… AAteş |