Bosna-Hersek'in Bağımsızlığının 25. Yılı resepsiyonu kapsamında "Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç" belgesel filminin gala gösterimi etkinliğine katıldık Sincan Milli Eğitim Ekibi Olarak. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Ahmet Arslan'ın Daveti Üzerine.



3 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR DOSTLARIM, CANLARIM, ARKADAŞLARIM.

5 MART 2017
İyi Akşamlar Dostlarım, Canlarım, Arkadaşlarım.

5 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR VATANIMIN GÜZEL İNSANLARI.

5 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR DOSTLARIM ARKADAŞLARIM, CANLARIM
BİRAZ UZUNCA AMA. FAYDALI OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM BİR YAZIYI PAYLAŞIYORUM. UMARIM BEĞENİRSİNİZ.
Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:
- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?
- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinize katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.
- Ne oldu, nasıl oldu?
- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın ana vatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına
olanaklar yaratmaktır."Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:
- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına
olanaklar yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm.
Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?
- Hayır, neden?
- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. "Oğlum bugün ödevini yaptın mı?" Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da
*sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, "cık" sesini çıkarıyordu.* Kızıyordum, söyleniyordum, "Niye yapmıyorsun ödevini!" diyordum.
Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.
Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:
- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. "Ben ne biçim babayım," diye kendime sordum. Seminer için geldiğim*
İstanbul'dan çalışma yerim olan Kayseri'ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.
- Radikal bir karar!*
- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam.
Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.
- Eşiniz ne dedi?
- Hocam biliyor musun ne oldu?
- Ne oldu?*
- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, "Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış!
Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz."
- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!
- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim.
Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.
- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?
- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve "Hayır!" anlamına gelen "cıkk" dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım.
Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti.
"Ne büyük tehlike!" diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.
- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!
- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, "Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın," demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim!
Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.
- Eşiniz gelmek istemedi!*
- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye.
Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler.
Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. "Çok mu kötü hocam?" diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. "Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?"
- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?
- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım.
İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. "O kadar mı kötü?" diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım.
Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum.Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.
"Gel seni yeniden kucaklayayım!" dedim. Kucaklaştık.
"Çocuklar Gülsün diye!" yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur.
Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler.
Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler.
Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!
Bu Yazıyı Mutlaka Sevdiklerinizle Paylaşın ..
6 MART 2017
İyi Akşamlar. Dostlarım, Arkadaşlarım, Canlarım
Bir Yıl Önce Böyle Demişiz.

7 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM.

8 MART 2017
Bu Günlerle Köşeyi Dönen Sermaye. Korkarım ki Gün Gelecek. O Gün Senin Bu Gün Benim Diye. Günler Arası Kavga Çıkartıp Silah Satmanın Yollarınıda Arayacaktır.

9 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR. DOSTLARIM, CANLARIM, ARKADAŞLARIM...

10 MART 2017
BİR HAFTAYI DAHA ACISIYLA TATLISIYLA BİTİRDİK.
DOSTLARIM, CANLARIM, ARKADAŞLARIM ...

13 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

14 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

15 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

16 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

17 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

22 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

24 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

25 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

26 MART 2017
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BUNUN İÇİN ÖNEMLİ
KİMİN NE İÇİN NE İSTEDİĞİNE İYİ BAK TÜRKİYEM
Avrupa Niçin Hayır Diyor Anladınız Mı? Şimdi.
Güçlü Bir Türkiye İstemedikleri İçin.
Hayran Olunacak Bir Memleketimiz Olmaması İçin.
İyi Düşün Liderlerimiz El Pençe Mi Dursun? Yoksa Yanak Okşayıp Hayran Hayran Bakılsın Mı?
Güçlü Bir Türkiye İçinse Oyun EVET
Güçsüz Bir Türkiye İçinse HAYIR Olsun.





28 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...
BURADA HİÇ BİR SİYASİ PARTİNİN ALEYHİNDE VEYA LEHİNDE BİR PAYLAŞIM YOK. HERKES YAZDIĞINA DİKKAT ETSİN. EVET DE DİYEBİLİRSİNİZ HAYIRDA AMA HİÇ KİMSENİN BAŞKA BİR SİYASİYE VEYA DEVLET BÜYÜKLERİNE HAKARET İFTİRA ETME YETKİSİ OLAMAZ. KİMSE KUSURA BAKMASIN İFTİRA VE HAKARETLERİ SİLMEK ZORUNDAYIM.

30 MART 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

31 MART 2017
HAYIRLI CUMALAR. DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

2 NİSAN 2017
Arkadaşlarım, Canlarım, Değerli Dostlarım.
Kırıp Dökmeden Kişi ve Şahıslara Takılmadan. Memleketimin Geleceği İçin Fikirlerinizi Söyleyebilirsiniz. EVET inde HAYIR ında Bir Gerekcesi Vardır. Karalama Ve İftiralar Engellenir.

2 NİSAN 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

6 NİSAN 20017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

8 NİSAN 2017
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...
16 NİSANDA OYLANACAK OLAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN

16 NİSAN 2016
İYİ AKŞAMLAR, DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

17 NİSAN 2017
İYİ AKŞAMLAR, ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM...
SON BAHAR GELDİ DE BENİM Mİ HABERİM YOK?
EVET DİYENDE, HAYIR DİYENDE, BİRLİKTE
BU TOPRAKLARDA BERABER YAŞAYACAK.
AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZA SAYGI DUYDUĞU SÜRECE.

22 NİSAN 2017
MERHABA YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.
ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM...
GÜZEL BİR HAFTA SONU GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE.

22 NİSAN 2017
MERHABA YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.
ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM...
GÜZEL BİR HAFTA SONU GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE.
24 NİSAN 2017
MERHABA YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.
ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM...

5 MAYIS 2017
ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM, YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI 11 MAYIS 2017 PERŞEMBE GÜNÜ YAPILACAK BAHAR ŞENLİĞİMİZE HEPİNİZ DAVETLİSİNİZ.

7 MAYIS 2017
MERHABA YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI. İYİ AKŞAMLAR
ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM, CANLARIM...

8 MAYIS 2017
İyi Akşamlar.

11 MAYIS 2017
PEŞİNDEN GİDEBİLECEK KADAR İMAN VE CESARETİNİZ VARSA BÜTÜN HAYALLER GERÇEK OLUR.

11 MAYIS 2017
Merhaba Arkadaşlar...
OKULUMUZ 2016-2017 BAHAR ŞENLİĞİ VE KERMESİMİZ
COŞKUYLA KUTLANMIŞTIR. SANATÇILARIMIZ HÜSEYİN KAĞIT VE VELİ ERDEM KARAKÜLAH ŞENLİĞİMİZE RENK KATMIŞLARDIR. KENDİLERİNE SANATÇILARIMIZIN KATILIMINI SAĞLAYAN VELİMİZ SELAMİ DEMİR'E KARDEŞİNE ŞARKILARIYLA KATKI SUNAN MİSAFİR ÖĞRETMENİMİZ GÜRAY UÇARKUŞ'A, EMEĞİ GEÇEN ÖĞRETMENLERİMİZE, VELİLERİMİZE, ÖĞRENCİLERİMİZE, MÜDÜR YARDIMCILARIMA, HİZMETLİLERİMİZE CANI GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR EDERİM.
.jpg)




13 MAYIS 2017
Yıl da Bir Gün Değil. Bütün Günler Sizlerin Olsun, Melek Yüzlü Annem, Annelerimiz, Anne Adaylarımız. Sizleri 364 Gün Hor Görenler, Yılda Bir Gün Anne Olduğunuzu Hatırlayanlar Utansın.

11 MAYIS 2017
İYİ AKŞAMLAR.....

18 MAYIS 2017
İYİ AKŞAMLAR DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, CANLARIM...

20 MAYIS 2017
İYİ AKŞAMLAR DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.

21 MAYIS 2017
İYİ PAZARLAR DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.

24 MAYIS 2017
İYİ AKŞAMLAR DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM....

27 MAYIS 2017
Merhaba Dostlarım, Arkadaşlarım, İyi Sahurlar.

27 MAYIS 2017
HAYIRLI AKŞAMLAR, HAYIRLI İFTARLAR. DOSTLARIM, ARDAŞLARIM, YURDUMUN GÜZEL İNSANLARI.
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
"-Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş.
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış.
Adam
bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha da
yaklaşmış olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca
süren bir kaçısın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayı
adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya
hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bağırmış...........
Bir anda zaman durmuş,ayı donmuş,ormandaki nehir bile akmaz olmuş.
Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın
üzerine parlamış.
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
"Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar
biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş.
Ses: "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar
akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş ve ardından iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya
başlamış:
"Allahım , senin rızkınla orucumu açıyorum, hamd olsun verdiğin
nimetlere..

27 MAYIS 2017
Milli iradenin askıya alındığı #27Mayıs darbesinin 57. yılında #AdnanMenderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyoruz... Sizlere dargın değilim...
Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum.…Daha fazlasını gör

28 MAYIS 2017
Merhaba Dostlarım, Canlarım, Arkadaşlarım, Yurdumun Güzel İnsanları.
Bu Yazıyı Okuduktan sonra çok daha İyi anlayacaksınız kanserin asıl sebebinin kendimiz olduğunu
”Hayatında hep şeker oldu.
Çayı, kahveyi şekersiz içmedin.
Kahvaltıya reçelsiz ve çikolatasız oturmadın.
Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun.
İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyve sularını kiloyla içtin.
İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin.
Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin.
Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun ama durmadın.
Palm yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın.
tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.
Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın.
hazır almak kolayına geldi.
pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.
Sentetik diş fırçasını bile ağzına soktun. oda yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin.
bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.
Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücud ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın.
çamaşırlarını borax ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.
Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin.
deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hemde tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.
Gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın.
her gün bu dahada iyi diye pazarlanan o şampuan duş jeli zehirleriyle saçını yıkadın.
Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine,temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin.
o su buharlaştıkça soludun akciğer kanseri oldun.
Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın.
bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun.
(o kadar kandırıldınki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın)
Yaşamını mahveden büyük şehirde egzost solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.
Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. radyoaktif olan wifi vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarıda kucağından indirmedin.
Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin.
Kandırıldın ve adına da “doğal beslenme” dedin.
Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalar kaplı kaplarda pişirdin yedin.
en önemlisi mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları yediğini unuttun.
Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.
Fastfood un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, 3 katlı burgerleri yuvarlıyordun.
Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.
Soba yı attın evine klima soktun. Sürekli üreyen mikropları soludun
Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun.
Ve sonuç açık;
Sene 2017 Sokaktaki her 10 kişiden 3 ü kanser.
E ne yapacağım deme bir yerlerden başla!
Lütfen bu haberi paylaşalım özellikle Facebook’ta..
.jpg)
29 MAYIS 2017
Merhaba Memleketimin Güzel İnsanları.

29 MAYIS 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım, Yurdumun Güzel İnsanları.
Peygamberimizin Övgüsünü Almış Fatih Sultan Mehmet Han'ın Ruhu Şad Olsun. Fethin 564.Yılı Mübarek Olsun. 29 Mayıs1453

31 MAYIS 2017
Merhaba Dostlarım, Arkadaşlarım, Yurdumun Güzel İnsanları.

1 HAZIRAN 2017
Merhaba Dostlarım, Canlarım, Arkadaşlarım, Yurdumun Güzel
İnsanları.

5 HAZİRAN 2017
Merhaba Dostlarım, Arkadaşlarım, Canlarım Hayırlı İftarlar.

6 HAZİRAN 2017
Merhaba Dostlarım, Arkadaşlarım, Canlarım Hayırlı İftarlar.

7 HAZİRAN 2017
Merhaba Memleketimin Güzel İnsanları.

11 HAZİRAN 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Memleketimin Güzel İnsanları.

13 HAZİRAN 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım, Vatanımın Güzel İnsanları.

14 HAZİRAN 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım, Vatanımın Güzel İnsanları.

15 HAZİRAN 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım, Vatanımın Güzel İnsanları.

16 HAZİRAN 2017
Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki “Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.”
Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :
– Söyledikleri doğru mu diye sorar , Suçlanan genç der ki :
-Evet doğru.Bu söz üzerine Hz Ömer ;
-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar:
Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :
-“Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atim var ki dönen bir defa daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hısımla çıktı , atıma bir taş, attı atim oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir tas attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret” dedi.
Bu söz üzerine Hz Ömer :
-“Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin” dedi.
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak
-“Efendim bir özrüm var” diyerek konuşmaya başladı
– “Ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkini zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum” der.
Hz. Ömer dayanamaz der ki :
-“Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?!”
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:
– “Bu zat benim yerime kalır.” O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As’ dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr’a dönerek,
– “Ey Amr, delikanlıyı duydun” der.
O yüce sahabi
-“Evet, ben kefilim” der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer ‘e çıkarak genç’in gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As’a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve “babamızın kani yerde kalsın istemiyoruz” derler.
Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :
“Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim.”
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :
-“Biz de sözümün arkasındayız.”
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz. Ömer gence dönerek derki evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?” Genç vakurla basını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan) “ AHDE VEFASIZLIK ETTİ ” demeyesiniz diye geldim der.
Hz.Ömer basini bu defa çevirir ve Amr Ibni As’a der ki :
-“Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine kefil oldun”.
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir,
-“Bu kadar insanin içerisinden beni seçti.
“ İNSANLIK ÖLDÜ “dedirtmemek için kabul ettim” der.
Sıra gençlere gelir, derler ki :
-“Biz bu davadan vazgeçiyoruz.”
Bu sözün üzerine Hz Ömer :
-“Ne oldu, biraz evvel “babamızın kani yerde kalmasın” diyordunuz ne oldu da vaz geçiyorsunuz?” der.
Gençlerin cevabi da dehşetlidir :
-“ MERHAMETLİ İNSAN KALMADI” DEMEYESİNİZ DİYE …
Bende sizinle bu yazıyı paylaşıyorum. “Güzel ve ibretlik yazıları paylaşanlar kalmadı ” demesinler diye…
Dini Hikaye seven kardeşlerim
Bizi TAKİP etsinler → Sait Davran
16 HAZİRAN 2017
Merhaba Dostlar, Arkadaşlar, Vatanımın, Saygı Değer İnsanları...

17 HAZİRAN 2017
TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ ŞAHSINIZDA KUTLU OLSUN RAHMETLİ BABAM. MEKANIN CENNET OLSUN.
SENENİN 364 GÜNÜ 6 SAAT BABASINA KAN KUSTURAN, SENEDE 1 GÜN BABACIĞIM DEYİP, BABALAR GÜNÜNÜ KUTLAYAN, EVLATLARI HİÇ BİR MÜSLÜMANA NASİP EYLEME YA RAP. BİZLERİ HAYIRLI BABALAR VE EVLATLARDAN EYLE. A. ATEŞ

21 HAZİRAN 2017
Merhaba Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım, Vatanımın Güzel İnsanları.
KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN.
NE GÜZEL FIRSATTIR MÜBAREK GÜNLER. UNUTANA, UNUTULANA, UNUTULDUĞUNU SANANA SICAK BİR TEBESSÜM YOLLAMAK, YUREKTEN BİR MERHABA DEMEK İÇİN. GÜN RAHMET GÜNÜ, GÜN SELAMLAŞMA GÜNÜ, GÜN HELALLEŞME GÜNÜ, GÜN HAL HATIR SORMA GÜNÜ, GÜN DUALARDA BULUSMA GÜNÜ. O ZAMAN EN İÇTEN DUALARIMLA VE DUANIZDA UNUTULMAMAK ÜMİDİYLE.
KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN.
21 HAZİRAN 2017
Merhaba Dostlar, Arkadaşlar, Vatanımın, Saygı Değer İnsanları...
"
BABA ile OĞUL
60lı yaşlarda baba 25 – 30 yaşlarda oğul, beraber bahçede oturuyorlardı. Ağaca bir kuş gelmiş , bir yere bir ağaca neşeyle oynuyordu, baba oğluna sordu
-Bu nedir?
-Evlat cevapladı
-Kuş
Babanın gözü kuşdaydı devamlı onu takip ediyordu ve tekrar oğluna sordu.
-Bu nedir?
-oğlu sıkılgan bir şekilde Kuş dedi.
Babanın gözü yine kuştaydı ve tekrar oğluna sordu
-Bu nedir?
Oğlu hiddetli ve kızgın bir ifadeyle
– Kuş, o Kuş baba neden tekrar tekrar soruyorsun bilmiyor gibi; diyerek çıkıştı.
Baba sanki bu tepkiyi ondan beklercesine ve ona hayatının en büyük dersini vermek için ayağa kalktı ve eve yöneldi.
Az sonra elinde bir defterle tekrar geri geldi ve oğlunun yanına oturdu.
Bir sayfayı açtı ve okumasını istedi, oğul içinden okuyacaktıki babası sesli okumasını istedi, ve notta şunlar yazılıydı.
-Bugün oğlumla beraber parka gittik, oğlum yürümeye ve konuşmaya başladı, ve biz otururken bir kuş geldi, oynuyordu;
Oğlum sordu
-Bu ne
-Kuş
Tekrar sordu
– Bu ne
-Kuş
O sordu, sormayada devam etti onlarca kez, ben ise her seferinde kuş dedim sevgiyle ve en sonunda oda bana, bu kuş dedi. Seviyorum SENİ canım oğlum benim, İyiki geldin aramıza neşe kattın canımıza…
Oğul bu notu okuduktan sonra yutkundu gözleri doldu ve babasına sarıldı şunları diyebildi.
-Af et beni babacığım o sabrı ben gösteremedim özür dilerim canım babam seni çok Seviyorum….
Sağ iken değerini bilmediğimiz yada bilemediğimiz üzdüğümüz Anne ve Babalarımızdan özür dileyelim, yarın geç olmadan. Bugün telafi edebilirsin, kaybettikten sonra Vicdanın bırakmayacak keşke diyeceksin ne olur babam yanımda olsaydın, herşeyime karışsaydın diyeceksin belkide, nerdesin babam özledim seni diyeceksin ve gözyaşlarına boğulacaksın."
Sait Davran
22 HAZİRAN 2017
Merhaba Dostlarım, Arkadaşlarım, Vatanımın, Saygı Değer Güzel İnsanları...