• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
ATEŞNET
SİTE HARİTASI
Saat

Soruşturmalarda Karşılaşılan Bazı Problemler

  
SORUŞTURMALARDA KARŞILAŞILAN BAZI PROBLEMLER
                    DİSİPLİN CEZALARININ ÖZELLİKLERİ:
       Disiplin cezaları;
       a) Sadece kamu görevlileri ile belli meslek mensuplarına uygulanır.
       b) Kişiseldir.
       c) Memurun özlük hak ve meslek statüsüne yönelik etkileri vardır. 
       d) Savunma hakkı tanınmadan verilemez.
       e) Takdiri cezalar olup, takdir yetkisi belli makam ve kurullara aittir. 
            ancak, bu takdir hakkı sınırsız olmayıp, belirli usul ve esaslarla
             kamu görevlilerini sübjektif etkilenmelerden korur. 
       f) Uygulamada eşitlik ilkesi esas olup, aynı eylemde bulunanların aynı nitelikteki cezalara tabi tutulması temel alınır.
      g) Yargı kararı aranmaz ve verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
       h)Ertelenmeleri mümkün değildir.
DİSİPLİN CEZALARINI DÜŞÜREN HALLER:
         Kusurlu davranışlarından dolayı memurlara uygulanan disiplin cezaları;
a) Ceza tebliğinden önce memurun ölmesi,
         b) Lehte yeni bir kuralın konması veya cezanın değişmesi ve fiilin disiplin kusuru olmaktan çıkması,
         c) Zamanaşımı,
         d) Disiplinle ilgili af kanunları;
             ile ortadan kalkar.
DİSİPLİN CEZALARINDA TEKERRÜR:
         Disiplin cezalarında tekerrür hali, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinde; 
       “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin ceznın sicilden 
        ,silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygula­nır-
        Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen
       disip­lin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.”
       şeklinde hükme bağlanmıştır. 
       Buna göre tekerrür durumunun oluşabilmesi için, önceden aynı fiilden dolayı disiplin cezası alınmış ve kesinleşmiş bulunması  ve aynı eylemin, disiplin ce­zalarının sicilden silinmesini gerektiren süre içinde tekrar işlenmiş olması gerekmek­tedir.
         Örnek: 657 125/A uyarma almış,(5) yıllık süre içerisinde…… fiili işlemiş nasıl ceza verilecek?
Açıklama: Tekerrür nedeni ile uygulanacak bir derece ağır cezanın,
Her suç işlenişinde önce uygulanan cezanın bir ağırı değil,
İşlenen suçun niteliği hangi cezayı gerektiriyorsa bu cezanın bir derece Ağırının olması gerektiği
          (Danıştay 8.Daire.02.03.1994 gün ve E.No:1993/1293 K.N0:1994/680)
           Tekerrürden dolayı aynı suçun her işlemesinde daha üst ceza verilerek
           Çıkarma cezası verilemeyeceği.
           (Danıştay8.Daire Esas No:1994/162 Karar No:1994/1579)
ADAY MEMUR, VEKİL ÖĞRETMEN VE SÖZLEŞMELİ PERSONE
İLE  MEMURİYETTEN AYRILANLARA
DİSİPLİN CEZASI VERİLİP VERİLEMEYECEĞİ:
       657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56. maddesinde aday memurların;
       adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak
       du­rumları, görevde devamsızlıkları tespit edilenlerin. İlişikleri kesilir...” 
         denilmek­te olup, böyle bir memura 657 /125.  maddesi hükmünün uygulanmasında
          isabet bulunmadığı yolunda
         Danıştay 8. Dairesinin E.: 1991/1603, K.: 1992/705 sayılı kararı açıktır). 
        Ancak, ilişiklerinin kesilmesini ge­rektirmeyen daha hafif nitelikli kusurlu davranış 
         İçinde bulunan aday memurlara di­siplin cezası verilebileceği 
        (Danıştay 5. Dairesinin E.: 1990/3713, K.: 1991/154 sayılı kararı)
           657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesi uyarınca görevlendiri­len
           vekil öğretmenlerden, mevzuatla kendilerine verilen görevlerin yerine getirilme­sinde 
           ihmal ve kusuru görülenlere disiplin cezası verilemeyeceğinden, görevlerine derhal son verilir.
           Bu durumda olanlara sonraki eğitim-öğretim yıllarında aynı göre­vin verilmemesi cihetine gidilir.
          Sözleşmeli olarak görev yapanlar hakkında, Bakanlar Kurulunun 7/15754 sa­yılı kararı
          ve ekindeki “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” uyarın­ca, 
          anılan kararname hükümlerine aykırı davranışı tespit edilen ilgililere, 
          durumla­rının kendilerine yazılı olarak tebliğ edileceği ve bildirilen günden geçerli olmak
üzere sözleşmelerinin sona vereceği ifade edilmiştir.
Devlet Memurluğundan istifa etmiş 
Veya Emekli Olanlarla ilgili Soruşturma.
      Danıştay 3. Dairesinin 27.1/1977 gün ve E. 1977/47, K.:1977/12 sayılı ka­rarı
     “Memur iken işlediği disiplin fiilinden dolayı hakkında soruşturmaya baş­vurulmuş,
      ancak soruşturma bitmeden görevden ayrılmış bir kişi hakkındaki ko­vuşturmanın
       Sonuçlandırılması gerektiği” denilmektedir. 
         Bu karar bağlamında mevcut uygulama;
        işlediği bir disiplin fiili nedeniyle kendisine ceza verilmeden gö­revinden
        ayrılan memur hakkındaki işlemlerin tamamlanarak memurun dosyasında
        saklanması ve bu kişilerin tekrar memuriyete dönmeleri halinde 
        uygulama imkanı bulunan disiplin cezalarının verilmesi şeklindedir.
         Yasak Yayın:
Ø     Evinde yasaklanmış yayın bulunduran memur suç işlemiş olmakta mıdır?
Ø     Yasaklanmış yayın hangi hallerde suç teşkil eder?
Ø     Yasaklanmış yayınlar ancak görev mahallinde bulundurulur ise disiplin suçu 
     Oluşur.
Ø     Görev mahalli dışında bu tür yayınları bulundurmak fıkra kapsamında   
      değildir.
Ø     Yasaklanmış yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak ayrı bir suçtur
Ø     Yasak yayınlardan bir nüshasının memurun evinde bulunması Yargıtay 
     kararına göre şuç değildir.
Disiplin Cezalarında Zamanaşımı:
                    1-Soruşturmaya başlama zaman açımı;
                    2-Ceza verme zaman aşımı;
                  657 sayılı Kanunun 127. maddesinde;
1-    Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına;
2-Memuriyetten çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına
      Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar;
  Madde metninde geçen “….bu fiil ve hallerin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren…” ibaresi, değişik yorum ve uygulamalara yol açmaktadır.
             Burada fiilin işlenildiğini öğrenildiği “ tarih olarak, duruma ilk muttali olan disiplin amiri kademesinde olayın kayıtlara giriş tarihinin esas alınması gerekmektedir.
  Uygulamada, olayın öğrenme tarihi olarak Onay tarihi yazılmaktadır.
 2-Ceza Verme Zamanaşımı;
 İşlenen disiplin fiili dolayısıyla, fiilin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde soruşturmanın bitirilip memura gerekli disiplin cezasının uygulanmış olmasını gerektiren zaman açımıdır.
Soruşturma raporlarının başlangıç kısımlarında disiplin fiilinin vuku bulduğu ve işlendiğinin öğrenildiği tarihlerin yıl, ay ve gün olarak açıkça belirtilmesi hukuki bir lazimedir.
ü     Ani disiplin suçlarında, fiilin bütün unsurlarının tekevvün edip tamamlanması ile disiplin suçu oluşmuş ve zaman aşımı başlar.
ü     Teşebbüs suçlarında, sonucun gerçekleşmesinden sonra zamanaşımı başlar;
ü     Mütemadi ve müteselsil disiplin suçlarında, temadi ve teselsülün son bulması anından itibaren suç oluşmuş demektir ve zaman aşımı bundan sonra başlar.
ü     İştirak halinde işlenen toplu disiplin suçlarında, fiile toplu suç vasfını verecek derecede iştirak halinin tamamlanmasından itibaren suç tekâmül etmiş sayılır ve zaman aşımı başlar.
           İştirak:   Birden çok kişinin önceden anlaşmak ve işbirliği yap­mak suretiyle bir suçu işlemeleri hâlidir.
           Suça iştirak, aslî ve fer'î olmak üzere iki türlü olur. İştirak halinde olanların her birine şerik denir.
Tanık ifadeleri ile ilgili husus:
               Soruşturmalarda Zanlının tanık gösterilebilmesi ve dinletme hakkı:
ü     Zanlının gösterdiği tanıkların dinlenmesi hem maddi gerçeğin ortaya çıkması hem de savunma hakkı açısından önemlidir.
   Ancak;
    Hiçbir şekilde hakkın suiistimaline de kanun cevaz vermez. Medeni hukuk kuralı olan bu hususu Disiplin hukuku açısından da geçerlidir.
         Örneğin,  zanlı 100 kişilik tanık listesi vermesi üst yöneticilerden tanık göstermesi durumlarında bu gibi tanıkların dinlenmesinden vazgeçilir Kaldı ki tanık “ beş duyusu ile olaya” tanık olan kimsedir. Olaya dolayısıyla tanık olanların dinlenmesi gerek yoktur.
RAPORLARIN YAZILMASNIDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
              Soruşturmalarda, sağlıklı ve tutarlı bir sonuca ulaşabilmek en önemli hususlardandır
              Bu nedenle;
·          Soruşturma konusu fiil durumların yasal unsurlarının açık ve ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi;
·          Sanığın lehindeki ve aleyhindeki bütün kanatların toplanması ve değerlendirilmesi;
·          Sonucu etkilemeyecek gereksiz ayrıntılı ve açıklamalara girilerek kusurun, esas kanıt ve bulguların ikince plana düşürülmemesi;
·          Raporun bütün soruşturma konularını kapsayacak şekilde doğru ve eksiksiz olması;
·          Konulara, duygu, etki ve isabetsiz yorumlardan uzak bir yaklaşımla eğilinilmesi;
·          Sebep ve sonuçların açıkça belirtilmesi;
·          Raporun bölümleri arasında herhangi bir çelişkiye meydan verilmemek suretiyle gerekli dengenin sağlanması ve böylece sağlıklı sonuca ulaşılması;
·          Raporlar açık bir anlatımla kaleme alınmalıdır.
·          İncelenen ve soruşturulan konularla ilgili fiil ve durumlar, bunların yasal unsurları
·           açık ve etraflı şekilde belirtilmelidir.
·          Hatalı, kusurlu fiil ve durumlar, itham edilen kişinin yararına ve zararına olan tüm kanıtlar değerlendirilmelidir.
·          Yapılan incelemeler eksiksiz şekilde değerlendirilmelidir.
·          Konular pürüzsüz bir anlatımla ortaya konulmalı ve çözümlenmeli, konulara yanlış yorumlara yol açmayacak bir şekilde, objektif bir tutumla yaklaşılmalıdır.
·          Kullanılan yasal ve mesleki deyim ve kelimelerin seçimi ve kullanılmasında özenli davranılmalıdır.
·          Disiplin Soruşturmalarında Türk Ceza Kanununda suç olarak nitelendirilen terimlere yer verilmelidir.
Yazı ve İmza İncelenmesi
ü     Yazının ve imzanın kime ait olduğunun tespiti için zanlının, eski tarihli
Dilekçe, beyanname, not defteri v.b gibi belgelerden temin edilen yazı
ve imza örnekleri ile;
ü     Zanlının huzurda (ayakta-oturtarak) alınacak büyük ve küçük harflerle
Yazılmış yazı ve imzaları;
İlgili makam aracılığı ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü
Kriminal Polis laboratuarı Grafoloji ve Sahtecilik Bölümü Daire
Başkanlığına gönderilmek suretiyle inceleme isteminde bulunulması
İsabetli olacaktır.
MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN DİSİPLİN CEZALARININ AFFI HAKKINDA KANUN
 Kanun No:      4455
 Kabul Tarihi : 03.09.18-1998
23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen ve af kapsamına giren
Disiplin cezalarının verilmesini gerektiren fiillerden dolayı
İlgililer hakkında disiplin soruşturması ve kovuşturması ya-
pılmaz; devam etmekte olan disiplin soruşturması ve kovuş-
turmaları işlemden kaldırılır(madde:1)
Örnek verilecek:
MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI
RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNU
                           Kanun No:       3628
                           Kabul Tarihi:   04.05.1990
                  Amaç: 
Madde:1-Haksız mal edinen ve gerçeğe aykırı bildirimde
Bulunan suçluluların takibi ve muhakeme usulünü düzenlemek.
Madde 4: Kanunun veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı
 İspat edilmeyen mallar ve ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından
geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar ortaya
çıkan artışlar, bu kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır.
Madde 6: (d) şıkkı “ Mal varlığında önemli bir değişiklik
 olduğunda bir ay içinde” bildirimde bulunulması gerekir
Madde 10: 6.maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde 
 bulunmayan bildirimlerin verileceği mercilerce ihtarda  bulunulur.
İhtarın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün 
 içinde mazeretsiz bildirimde bulunmayana üç ay hapis cezası verilir
Madde 20: Özel kanunlarda aksine bir hüküm mevcut olsa bile
 İlgili kişiler özel veya kamu kuruluşları bu Kanuna göre soruşturma 
 ve kovuşturmamaya yetkili kişi ve mercilerce istenen bilgileri eksiksiz 
vermek zorundadır. Aksine davranan kişiler hakkında üç aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.
 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 125/D maddesi (j) bendi:
 “Kademe İlerlemesinin Durdurulması”
 “ Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak”
Mal Varlığı Araştırması ile ilgili yapılan İnceleme-soruşturma:
1.     Sanıktan o günkü tarihi ile Mal Bildirimi alınır.
2.     Sanığın(0) ve (5) rakamlı yılları ile ilgili Mal Bildirimleri
Kurumun özlük işleri ile ilgili sicilden temin edilir
3.     Sanıktan veya kurumundan Nüfus cüzdanı örneği alınır.
4.     Varsa önceki yıllarda verdiği Mal Bildirimleri alınır.
5.     Sanığın, kayıtlı olduğu Nüfus İdaresinden”vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği” İstenir.
6.     Kurumundan, sanığın Hizmet Cetveli temin edilir.
7.     Sanığın bulunduğu yerdeki veya şikâyet dilekçesinde ileri sürülen
Yerdeki mal varlığına ilişkin olarak;
a)    Bankalara,
b)    Tapu müdürlüklerine
c)     Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Dairesi Başkanlığına yazı
Yazılıp bilgi istenir(üzerinde kayıtlı araç araştırmak için)
d)  Yazılan yazıların ekine Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ilave edilir.
 8. Alınan bu bilgi ve belgelerden sonra Tanık ifadeleri alınır.   
Yapılan incele ve tespitler sonucunda ispat edilemeyen mallar 
ve ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliri ile ulgun olduğu kabul ve ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliri ile ulgun olduğu kabul 
edilmeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkacak artışlar 
                             “ Haksız Mal Edinme Sayılır”
                            Bu durumda yapılacak işlem:
1-    Disiplin Soruşturması raporu düzenlenir.
2-    Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.
ÖN İNCELEME
                Memurun, yaptığı hizmet bakımından isnat ve iftiralara uğraması mümkün­dür.
                Kendisine memuriyeti ile ilgili bir suç isnat edilen her memurun hemen adliye­ye sevk edilmesi,
                memurları tedirgin edecek, hizmeti aksatacak ve hizmetin yürütü­lüşü ile ilgili bir takım haksız şüphelere yol açabilecektir.
               Bu nedenle, “suç’ niteli­ğindeki iddiaların, kamu hizmetlerinin gereklerini, 
               işi ve memurluk psikolojisini iyi bilen soruşturmacıların süzgecinden geçirilmesi suretiyle
               bir incelemeye tabi tutulması, kovuşturmaya değer bir eylemin bulunup bulunmadığının
               belirlenmesi, kamu hizmetlerinin yararına olan bir tedbirdir.
               Ön inceleme çalışmalarının her aşamasında gizliliğe özen gösterilmeli,
               alınan ifadelerin örnekleri ifade sahiplerine verilme­melidir.
            “Ön inceleme raporu, sadece yetkili mercie hitabeden, onun izin vermek veya vermemek
             yolundaki kararının oluşmasını sağlayan bir belge değil, aynı zamanda itiraz halinde yargı   mercilerinin kanaat edinmesi ve oluşturmasında yararlı olacak, karara dayanak teşkil edecek bir metindir” denilmek suretiyle önem ve özelli­ği vurgulanmaktadır.
Kamu çalışanlarına 4483 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için;
                              Ön İnceleme Yapılabilmesi İçin:
                 a) Kişinin memur olması,
                 b) Bu memurun bir suç işlemesi,
                 c) Suçun, görev sebebiyle işlenmiş olması 
                d) Her üçünün aynı anda gerçekleşmesi;
                 Gerekmektedir.
 ÖN İNCELEME VE SORUŞTURMA EMİRLERİNDE DİKKATE ALINMASI
  GEREKLİ HUSUSLAR:
1. İdareye veya doğrudan ilgili makam ve yetkili mercie yazılı ve/veya sözlü intikal eden ihbar, müracaat ve şikâyet konuları tümüyle ve titizlikle, önce usul hükümlerini içeren mevzuata, bilahare gerektiğinde esas hükümlerini içeren mevzuata göre incelenmelidir.
2.  İsimsiz, adressiz, imzasız ve verildiği makam yanlış olan dilekçeler, 3071 sayı­lı Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkında Kanun ile 4483 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değer­lendirilmeli, bu kanunlara göre işleme alınması mümkün olmayan dilekçeler, gerekçeleri de belirtilmek suretiyle, varsa ve ulaşılabilir ise dilekçe sahibi de bilgilendirilerek ilgili birimce/karar merciince işleme konulmamalıdır. 
3. Dilekçelerin işleme konulup konulmaması kararı,  enformasyonu yapılmak, daha önce incelemeye tabi tutulup tutulmadığı araştırılmak ve konuların incelenebilir-soruşturulabilir nitelikte olup olmadığı yönünde bir ön araştırma/değerlendirme yapılarak alınmalıdır. 
4.İncelenebilir-soruşturulabilir nitelikten uzak bulunan, usul şartlarını taşımayan dilekçelerin işleme konulması durumunda, gerek soruşturmacı gerek mali yönden kamu kaynağının yersiz kullanılması söz konusu olabilecektir.
 Ayrıca, gerekli şartlar/unsurlar oluşmadan hakkında inceleme-soruşturma başlatılan görevlinin de mağdur olması ve performansının olumsuz etkilenmesi gibi bir sonuç oluşabilecektir.
 O nedenle; dilekçelerin işleme konulmasında, kamu yararı, kişinin haksız yere mağdur edilmemesi ilkesi (kişi yararı) ve özellikle hukuka uygunluk ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır.  Ayrıca; verildiği makam/birim hatalı olan dilekçelerin de ilgili/yetkili makam ve birimlere süratle iletilmesi sağlan­malıdır.
   5.  4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir suçun yetkili mercilerce, kanunun 4. mad­desinde belirtildiği şekilde öğrenilmesi üzerine, 5. maddede öngörülen hususlar gö­zetilerek bir ön inceleme yaptırılması, düzenlenen ön inceleme raporuna dayalı ola­rak soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi bu Kanunun amir hükümlerindendir. 
   6. 4483 sayılı Kanunun 4. maddesinde işleme alınabilecek ihbar ve şikayet dilekçelerinin so­yut ve genel nitelikte olmaması, kişi ve/veya olay belirtilmesi öngörülmekte, aynı maddenin son fıkrası hükmünde öngörülen ‘işleme koymama” sonucuna ulaşılabil­mesi için ihbar ve şikayetlerin somut ve özel nitelikte olup olmadığının ön inceleme başlatılmadan önce yapılacak bir araştırma ile tespitinin uygun olduğu; Danıştay 1. Dairesinin E.:2000/29, K.:2000/59 sayılı kararı ile de açıklığa kavuşturulmaktadır.
7. Gerek disiplin soruşturması kapsamında, gerekse 4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir eylemin, branş ve uzmanlık gerektirmesi, birkaç vilayete taşması, mahalli elemanlarca yapılmasında sakınca görülmesi halinde durum, gerekçeleri ile merkeze intikal et­tirilerek, ön inceleme ve soruşturmanın bakanlık müfettişleri eliyle yürütülmesi sağ­lanmalı, bu özellikleri taşımayan konular ise sıralı disiplin amirleri ve yetkili merciler eliyle mahallinde çözümlenmelidir.
  8. Ön inceleme ve disiplin soruşturması emirlerinde, şikayetçi ve şikayet konu­su olan personelin açık kimlikleri yanında, görev yeri ve unvanları ile ikamet adres­leri, ileri sürülen kusur veya suçun işlendiği yer ve tarih, iddia konuları ile varsa ta­nık, delil, belge ve karinelerin maddeler halinde belirtilmesi yanında onayların, mev­zuatında gösterilen mercilerce imzalanmış olmasına özen gösterilmelidir.
 9.Birden fazla birimi ve personelini ilgilendiren şikayet konularının soruşturma emrine bağlanmasında, ilgili birimlerle iletişim kurulmak suretiyle birliktelik sağlan­malıdır.
  10. Bir konu hakkında soruşturma emri verildikten sonra, benzer yeni iddiaların ileri sürülmesi halinde; ilgili birimce, “öncesi ile birleştirilerek gereğinin yapılması” ifadesini içe­ren bir yazı yazılması yerine;
 yeni iddialar dile getirilerek ve varsa şikayet dilekçesi ile bağlı belgeler de eklenerek konu, ek bir soruşturma emrine bağlanmalıdır. Öncesiyle birleştirme talebinin yetkili merci/makam tarafından yapılmadığı durumlarda, gerek disiplin hukuku yönünden gerek 4483 sayılı Kanun (ön inceleme hukuku) yönünden, birimlerce yapılan talebin hukukî prosedüre uygun olmayacağı gibi yapılacak işlemi de hukuken sakatlayacağı dikkate alınmalıdır.
11.  Ön inceleme ve soruşturma emri metinlerinde; “tespit edilmiştir, görülmüştür, .suçunu işlediği anlaşılmıştır, yürürlükteki yasalara aykırı işlemler yaptığı saptan­mıştır, yanlı davrandığı ve belli bir görüşte olduğu öğrenilmiştir” şeklinde ön yargı belirten ifadelerin kullanılmaması ve ilgilinin sicil ve başarı durumundan bahsedile­rek, inceleme/soruşturmacıyı etki altında bırakabilecek durumların yansıtılmaması­na özen gösterilmelidir. 
12.  Makamdan alınacak onaylarda, mesleki yönden yasaklı fiil ve hal niteliğinde olan şikayet konularının, muhbir veya müşteki tarafından kullanıldığı üzere “görevi kötüye kullanmak, görevi ihmal” gibi TCK kapsamın­daki suçlar gibi ifadelendirilmiş olunması halinde, işlemler sonucunda “ön incele­me raporu” düzenlemesi gerekebileceğinden, bu ifadelere aynen yer verilmeyerek, mes­leki yönden yasaklı fiil ve hallerin belirtilmesi ile yetinilmelidir.
13. Danıştay 2. Dairesinin Esas: 1985/423, Karar: 1987/1399 sayılı kararı uyarınca:”....­bir takım havale ve derkenarlar”ın soruşturma emri olarak kabulü mümkün bulunmadığından, işlemin bir inceleme ve sonucunda gerekiyorsa soruşturma emrine bağlanması icap etmektedir. 
14.“İncelenmesi ve gerektiğinde soruşturulması” şeklinde verilen bir makam onayına bağlı olarak yapılan çalışmalar sonunda, kişi veya kişiler hakkında ileri sürülen fiillerin adlî ve disiplin boyutunun bulunmadığının ortaya çıkması halinde “İnceleme Raporu”;
15. onayda yer alan kişi ve fiillerde herhangi bir değişiklik yoksa ve fiillerin tamamı da disiplin boyutunda ise yeni bir onay alınmadan, 
16. onayda bulunma­yan yeni kişi ve fiillerin ortaya çıkması ve bu fiillerin tümünün disiplin boyutunda olduğunun belirlenmesi halinde ise makamdan ek onay alınmak suretiyle “İdari Rapor-Disiplin Soruşturması Raporu” düzenlenecektir.
17. Onayda söz konusu edilen kişilere ait fiillerden bir bölümünün 4483 sayılı Kanun kapsamında, bir bölümünün de disiplin boyutunda fiiller olarak belirlenmesi halinde, 4483 sayılı Kanun kapsamında olanlar, belgeleri de eklenerek ön inceleme ve soruşturma izni vermeye yetkili mercie “Suç Duyurusu” ile iletilmeli,
 merci tarafından ön inceleme emri verilmesi durumunda da “Ön İnceleme Raporu” düzenlenerek itham edilen memur hakkında, “soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi” teklifi getirilmelidir.
ÖN İNCELEME RAPORUNUN SAFHALARI
(MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA)
(……………VALİLİĞİNE)
I.GİRİŞ:
¨Ön inceleme onayı ile görevlendirmenin tarih ve sayısı
¨İşe başlama ve bitirme tarihleri
II. ÖN İNCELEMENİN KONUSU:
¨Muhbir ve şikayetçinin adı-soyadı , kimliği ve adresi. (Şikayetçi yoksa kamu hukuku yazılmalıdır.)
¨İddia konusu ve tarihi
¨Suçun işlendiği yer ve tarihi
¨Hakkında ön inceleme yapılanların kimlikleri ve adresleri
¨Suç tarihindeki görev unvanları
¨İncelemeye esas eylemin yetkili merciler tarafından öğrenildiği tarih
III. YAPILAN İNCELEME-ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME:
¨Alınan ifadeler, incelenen belgeler
¨Elde edilen bilgiler yasalara göre değerlendirilir. Yapılan eylemin suç teşkil edip, etmediği, mevcut yasalara göre değerlendirilir.
IV. SONUÇ-KANAAT VE TEKLİFLER:
¨İfade, belge ve bulgular tüm olarak irdelenip, değerlendirildikten sonra, TCK. Ve diğer ceza hükümlü kanunlar yönünden ele alınarak her fiilin konusu belirlenecek ve ulaşılan sonuç, görüş ve kanaat ortaya konulacaktır. 
Görüş ve kanaat içerisinde imza vermeye yetkili merciin, 4483 sayılı kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi veya soruşturma izni verilmemesi yönündeki kararlarda hangisini almasının uygun olacağı belirtilecektir.
¨ Yani; Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yolundaki kanaat,
Not
: Soruşturma izni verecek olan makamın kararını iddia konusunun öğrenilmesinden itibaren 30 gün sonunda vermesi gerekir. Bu nedenle en az 5 gün önce, incelenmek üzere yetkili mercie teslim edilmelidir.
Soruşturulması İzne  Bağlı Suçlar:
                      1) TCK’nın 299. maddesinde yer alan, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan  dolayı kovuşturma yapılması;
                       2) TCK’nın 340, 341, 342 ve 343. maddelerinde
 “Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar” başlığı altında sayılan suçlar ile 76, 77, 78, 79 ve 80 inci maddelerinde yer alan “Uluslararası Suçların yurt dışında işlenmesi halinde, Türkiye’de kovuşturma yapılması;
                        3) TCK’nın 305 ve 306. maddelerinde sayılan “Devletin Güvenliğine Karşı Suçların savaş hali dışında işlenmesi durumunda, kovuşturma yapılması;
Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
           Yukarıda belirtilen suçlardan birisinin işlendiğini öğrenen müfettiş, durumu ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmelidir
KAMU DAVASINI ORTADAN KALDIRAN SEBEPLER
                          ,TCK’ nın 64-75 maddeleri ile düzenlenmiş olup, bu hususları şu şekilde sıralamak mümkündür.
               1) Sanığın veya hükümlünün Ölümü: kamu davasını ortadan kaldıran tabii bir olay olup,  durum nüfus sicili ile tespit edilir.
              2) Genel Af: Genel af halinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir 
              3) Zamanaşımı: Devletin cezalandırma yetkisinin zaman aşımına uğraması;
                a)“Dava zamanaşımı”; TCK’ nın 66.; 
                b) “Ceza zaman aşımı”; TCK’ nın 68.; 
                c)“Müsadere Zamanaşımı”; TCK’ nın 70.;
                                          Maddelerinde açıklanmıştır.
        4)Suçtan zarar gören kimsenin şikâyetinden vazgeçmesi: Takibi şikâyete bağlı suçlarda, kovuşturmanın ve davanın her safhasında şikayetten veya davadan vazgeçilmesi mümkün olup, bu durumda da kamu davası düşer.
     5) Kaziye-i muhkeme (kesin hüküm) : Bir suç dolayısıyla verilmiş olan karar veya kesinleşmiş hüküm varsa, yani bir suçtan dolayı dava açılarak mahkeme sonuçlanmış ve bir karar verilmiş ise aynı suç nedeniyle yeni bir dava açılamaz.
     6)Diplomasi dokunulmazlığı: Kamu davasının açılmasını engeller.
     7)Ön ödeme: Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya TCK’ nın 75. maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı üç ayı aşmayan suçların faili, soruşturma giderleri ile birlikte
    Cumhuriyet Savcılığınca kendisine yapılacak tebliğ­den itibaren on gün içinde  merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
     8)Uzlaşma: Soruşturulması veya kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda
    failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi 
    veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında,
     TCK’ nın 73/8. maddesi hükmüne göre Cumhuriyet Savcısı tarafından kamu davası açılmaz,
     açılmış olan davanın düşürülmesine karar verilir (CMK 253, 254).   
 
 


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam154
Toplam Ziyaret1200755
Hava Durumu
Anlık
Yarın
23° 7°

ATEŞ’TEN SÖZLER

AHMET ATEŞ (KENDİSİNE LAYIK GÖRMEDİĞİNİ DOSTLARINADA LAYIK GÖRMEYEN ...). İSTER KULAK VERİN İSTER VERMEYİN. İSTERSENİZ AHMET ATEŞ DE KİM OLUYOR DEYİN. DOĞRU YOLU GÖSTERMEK BİZDEN YÜRÜYÜP YÜRÜMEMEK SİZDEN. Ateş

BU MİLLET ŞUNU İYİ BİLSİN Kİ; TAŞLANMAMAK İÇİN DE OLSA, ASLA MEYVESİZ AĞAÇ OLMAYACAĞIM. Ateş

ATEŞ' İ SEVMEYEBİLİRSİNİZ, SEVMEK ZORUNDA DA DEĞİLSİNİZ. UNUTMAYINIZ Kİ DÜŞMANINIZDAN BİLE ÖĞRENECEĞİNİZ ÇOK BİLGİ VARDIR. Ateş

İNSANIN KENDİ KENDİNE YAPTIĞI KÖTÜLÜĞÜ, BÜTÜN DÜŞMANLARI BİR ARAYA GELSE YAPAMAZ. Ateş

ATEŞ, DÜNKÜ ATEŞ DEĞİL. YARINDA, BUGÜNKÜ ATEŞ OLMAYACAK. Ateş

DEĞİL DOKUZ KÖYDEN KOVULMAK; ONDOKUZ KÖYDEN DE KOVULSAM, DOĞRUYU SÖYLEMEKDEN, DOĞRU OLANI SAVUNMAKDAN VAZGEÇEMEM. Ateş

İNSANLARI GÖRÜNÜŞLERİ İLE YARGILAMAYINIZ, ÇOĞUNLUKLA ALDANIRSINIZ. GÖRÜNÜŞLER İNSANLARI GENELDE ALDATIR. YAKINDAN TANIMADIĞINIZ İNSANLAR HAKKINDA İYİ VEYA KÖTÜ DİYE HÜKÜM VERMEYİNİZ. GÜN GELİR İYİ DEDİĞİNİZ İNSANLAR KÖTÜ, KÖTÜ DEDİĞİNİZ İNSANLAR ÇOK İYİ ÇIKABİLİR. TERCİHLER SİZE AİT AMA SİZ DIŞ GÜZELLİKDEN ZİYADE İÇ GÜZELLİĞE ÖNEM VERİNİZ. Ateş

DOST DOĞRU SÖYLER, YÜZE SÖYLER, SEVİLMEZ. DÜŞMAN ARKADAN SÖYLER, YÜZE GÜLER. BAŞ TACI EDİLİR. BAŞ TACI OLMAK İÇİNDE OLSA; YÜZE GÜLENLERDEN, ARKADAN KONUŞANLARDAN OLAMAM. Ateş

DEĞER VERDİĞİNİZ İNSANLAR SİZ DEĞER VERDİĞİNİZ İÇİN DEĞERLİDİR. OYSA ONLAR KENDİLERİNİ BİR ŞEY SANIRLAR. SİZ DEĞER VERMEZSENİZ BİR HİÇTİRLER AMA BUNU AKILLARINA BİLE GETİRMEZLER. "ŞAİRİN DEDİĞİ GİBİ GÜZELLİKLERİ ON PARA ETMEZ BİZDEKİ AŞK OLMAZSA" Ateş

KIRK GÜN TAVUK GİBİ YAŞAMAKTANSA BİR GÜN HOROZ GİBİ YAŞARIM. Ateş

BU DÜNYA HERKESE YETER. YETERKİ ADAM GİBİ YAŞAMASINI BİLELİM. Ateş

TOPLUMDA KENDİNİ ŞEREFLİ GÖSTEREN ŞEREFSİZLER DÜNYA DÖNDÜKCE VAR OLACAK VE MİDE BULANDIRACAKLARDIR. Ateş

"HER ASALAK BİR SALAĞIN SIRTINDAN GEÇİNİR" İNSAN OLAN NE SALAK NE DE OLUR ASALAK. Ateş

HIRSIZLIK SADECE PARA ÇALMA İLE OLMAZ. ZAMAN PARADAN YERİNE GÖRE DAHA ÖNEMLİDİR. DAKİKALARI PARA İLE ÖLÇEMEZSİNİZ. GASP EDİLEN DAKİKALARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ. MİLLET OLARAK BOŞA HARCANACAK NE VAKTİMİZ NE DE BOŞ ZAMANIMIZ VAR. Ateş

"KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM KÜL GİBİ KARARIP SOLDUM EYVAH EYVAH" TÜRKÜSÜNÜ ÇALMAMAK İÇİN SİZE DEĞER VEREN DOSTLARINIZA, SİZİ SEVENLERE KULAK VERİNİZ. Ateş

TREN KALKAR GARDAN, KAÇARSA HABER GELMEZ NAZLI YARDAN. TRENDEKİ BİR GÜN AĞLAR, KAÇIRAN HER GÜN AĞLAR. EN İYİSİ TRENİ KAÇIRMAMAK. Ateş

"ZORLA YENEN AŞ YA KARIN AĞRITIR YADA BAŞ". NE YİYEN NEDE YEDİREN ŞİFA BULUR ARKADAŞ. Ateş

GÜZEL HER ZAMAN GÜZELDİR. ÇİRKİNLİK İSE BENİM İŞİM DEĞİLDİR. Ateş

DOST DOSTUN AYNASI OLMALI. AYNA KADAR DOĞRU OLAMIYORSA DOSTUNUM DİYE GEZMEMELİ. Ateş

OTOBÜS KAÇIYOR DEMİŞTİM DİNLEMEDİN. SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ DEMİŞTİM TINLAMADIN. NE DEDİMSE İLTİFAT DEĞİL, GERÇEK DİYE, HOŞUNA GİTMEDİ. ANLARSIN BİR GÜN DEDİM, DALGA GEÇTİN. İŞ İŞTEN GEÇTİKDEN SONRA ANLARSIN DA, ONU DA BEN ANLAYAMAM. "GEÇER BORUN PAZARI ANCA GİDERSİN NİĞDE'YE." SÖYLEYECEK BİR SÖZÜN OLAMAZ BU DELİYE. Ateş

SEVDİĞİM BİRİSİ "BENİ SENİN KADAR AŞAĞILAYAN HİÇ KİMSE OLMADI" DEMİŞTİ. BIRAKIN AŞAĞILAMAYI İNCİLTMEK AKLIMIN KÖŞESİNDEN BİLE GEÇMEMİŞTİ. OYSA BU KİŞİ DEĞER VERDİĞİM SEVDİĞİM KİŞİLERİN BAŞINDA GELEN BİRİ. DEMEK Kİ DEV AYNASI OLMAMAK SUÇ OLUYOR. BEN SENİN DÜŞMANIN DEĞİLİM Kİ SENİ OLDUĞUNDAN FARKLI GÖSTEREYİM. BİR GÜN SANA GEREĞİNDEN FAZLA İLTİFAT EDERSEM BİL Kİ O GÜN DÜŞMANIN OLDUĞUM GÜNDÜR. Ateş

"GÜLÜ SEVEN DİKENİNE KATLANIR" KATLANIR DA ÖNEMLİ OLAN DİKENE KATLANIP, GÜLE KAVUŞABİLMEK. Ateş

İSTER ARKADAŞINIZ, İSTER SEVGİLİNİZ, İSTER AÇIK İSTER GİZLİ AŞKINIZ, İSTER DOSTUNUZ, İSTER SIRDAŞINIZ, İSTER ANNE BABANIZ, DEĞER VERDİĞİNİZ KİM OLURSA OLSUN GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEYİNİZ. KENDİ DEĞERİNİZDEN KAYBEDERSİNİZ. Ateş

HER YÜZÜNE GÜLENİ, BOLCA İLTİFAT EDENİ DOST BELLEME. DOST, SEVİLMEME RİSKİNE RAĞMEN; DOĞRU NE İSE ONU SÖYLER, KALPTEN SEVER. ASIL DOST KENDİSİNE REVA GÖRMEDİĞİNİ KARŞIDAKİNE REVA GÖRMEYENDİR. Ateş

GERÇEK SÖZLERDEN KAÇANLAR, GÜZEL, SAHTE VE HOŞ SÖZLERE KANANLAR. ASLA ACI GERÇEKLERDEN KAÇAMAZLAR. Ateş

BENİM İÇİN SIFATINIZ NE OLURSA OLSUN. SİZİ KAYBETMEMEK UĞRUNA ASLA YALANA BAŞVURAMAM. SİZLERİ KAZANMAK İÇİN SAHTEKARLIK YAPAMAM. BENİ SEVEN DÜRÜST OLDUĞUM İÇİN SEVSİN SAHTE İLTİFATLAR İÇİN DEĞİL. SAHTE DOSTLAR VE SAHTEKARLIK BENDEN UZAK OLSUN. Ateş

SEVDİKLERİNİZİ YARGILARKEN OLAYLARA KENDİ CEPHENİZDEN BAKMAYINIZ. ALDANIRSINIZ. KARŞIDAKİNİN YERİNE KENDİNİZİ KOYABİLDİĞİNİZ SÜRECE DOĞRU YARGILAMA YAPABİLİRSİNİZ. Ateş

SİZ, SİZ OLUN, OLMAZ ÖYLE ŞEY DEMEYİN. BİR GÜN OLUR, OLUYORMUŞ DEMEK ZORUNDA KALIRSINIZ. ASLA BİRİNİ KINAMAYINIZ. KINADIĞINIZ OLAYIN, BİR GÜN BAŞINIZA GELDİĞİNİ, GÖRMENİZ HİÇ DE UZUN SÜRMEZ. ALLAH ISLAH ETSİN DEYİP GEÇİN. YOKSA, KINADIĞINIZ OLAYLA KENDİNİZ ISLAH EDİLİRSİNİZ. Ateş

"İLTİFAT; YALANIN SÜSLENMİŞ, KILIF GİYDİRİLMİŞ HALİDİR" İLTİFAT ETMEYİ BİLMİYORUM. ÇÜNKÜ YALAN SÖYLEMEYİ BECEREMİYORUM. Ateş

GERÇEKLER DOĞRU VE ACI OLUR. İLTİFATLAR SAHTE VE YALAN. GERÇEKLERDEN KAÇANLAR, İLTİFATLARA SIĞINANLAR, ACI SONDAN KAÇAMAZLAR. KURTULUŞ GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEKDEN, İLTİFATLARDAN UZAK DURMAKDAN GEÇER. Ateş

AŞIRI MAKYAJ GÜZELİ ÇİRKİNLEŞTİRİR ÇİRKİNİ GÜZELLEŞTİRİR. Ateş

DOĞRULAR VE GÜZELLİKLER MALINIZ, ÇİRKİNLİKLER VE KÖTÜLÜKLER ÇÖPÜNÜZ OLSUN. Ateş

SİGARA

OĞUZLAR Mayıs 1994

SİGARA

Ahmet ATEŞ Oğuzlar Gazetesi yazı İşleri Müdürü

İçerken güldürür

Sinsi, sinsi öldürür

İçene kendini kahraman sandırır

Şeytani bir zehri andırır

İnsana kendi kendini yandırır

Sigara içmek suç değil

Bıçak taşımakta suç değil

Fakat bıçak ve tabanca

Bir başkasına zarar verince suç

Peki, sigara bir başkasına zarar verince neden suç sayılmaz? Şimdi sormak gerek aklı ve fikri olan herkese. Hangi insanın bir başka insanı zehirlemeye hakkı var? Sigara içme özgürlüğünü savunan vatandaşlara demezler mi ki içenin içme özgürlüğü varda içmeyenin sigara içmeme özgürlüğü yok mu? Sigara içmeyenin sigara içene bir zararı yok. Peki sigara içenin içmeyene neden zararı olsun. Bir resmi daire veya aile düşünün aynı odayı on kişi paylaşıyor. Bunun beşi sigara içiyor diğer beşi içmiyor. Beş kişinin sigara içme özgürlüğü varda diğer beş kişinin sigara içmeme, zehirlenmeme özgürlüğü yok mu? Sigara içmeyen beş kişinin sigara içen beş kişiye zararı yok da, sigara içen beş kişi niye diğer beş kişiyi zehirlesin.

Sigara içenler içmeyenleri zehirleme hakkını kimden ve nereden alıyorlar?

Anti parantez kimse özgürlükten bahsetmesin özgürlüklerde sınırsız değil sınırlıdır. Çünkü bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğer bir kişinin özgürlüğü biter. Bitmiyorsa tecavüz olur. Suç teşekkül eder, cezayı gerektirir.

Anti parantez kimse özgürlükten bahsetmesin özgürlüklerde sınırsız değil sınırlıdır. Çünkü bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğer bir kişinin özgürlüğü biter. Bitmiyorsa tecavüz olur. Suç teşekkül eder, cezayı gerektirir.

Birde en çok şundan söz edilir. Yahu sigara içen akciğer kanseri, verem ve diğer hastalıklara yakalanıyor da içmeyen yakalanmıyor mu?

Yakalanıyor: Tabiî ki siz sigara içenlerin sayesinde bir ailede bir kişi sigara içiyorsa diğerlerinin ben sigara içmiyorum demesi gerçek anlamda yalan ve yanlış olur. Sigara içen kişi sadece kendisini zehirlemez evdeki hanımını çocuklarını ve diğer fertlerin hepsini zehirlenmeye mahkum eder, onların yanında sigara içtiği sürece.

Şimdi sorarım size hangi babanın kızını, hangi ananın oğlunu, hangi dedenin torununu,hangi tiryakinin tiryaki olmayanı zehirleme hakkı var?

Medeniyet deyince bazıları çıplaklık sanır, asla. Medeniyet bu ve benzeri durumlarda kendini gösterir. Medeni insan başkalarına ve kendisine saygı duyan insandır. Başkalarının haklarını gasp etmeyen temiz insandır. Hoş görülü insandır. Kendi özgürlüğüne sahip çıktığı kadar başkalarının özgürlüğüne sahip çıkan ona saygı duyan insandır.

Bir düşünür medeniyeti şöyle tarif eder. "Medeni insan karanlık da esnerken sol elinin tersi ile ağzını kapayan insandır" der. Tabiî ki bizde olduğu gibi esnerken küçük dilini karşısındakine gösteren değil.

"Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az"

Kimsenin kimseyi zehirlemeyeceği, kişilerin birbirlerine saygılı olacağı,toplum menfaatlerinin ön plana çıkacağı bencilliğin arka planda kalacağı, hoş görülü medeni toplumlara doğru.

Saygı ve sevgilerimle bir sonraki sayıda buluşmak üzere.

Sevgili okurlar Makalenin yayın tarihine bakarsanız bu günkü sigara ile ilgili kanun konusunun alt yapısını görürsünüz o tarihlerde bu yazıyı kaleme almak yürek, bilek ve cesaret isterdi. İlk sigara kanunu bile (Kanun Numarası : 4207 Kabul Tarihi : 7/11/1996 Yayımlandığı R.Gazete: Tarihi:26/11/1996 Sayı: 22829) bu makaleden 2 Yıl 6 Ay sonra çıkmıştır. O gün dile getirdik iki yıl sonra kısmen bugünse tamamına yakını kanuna konmuştur. Eh sağlık olsun 12 yıl sonrada olsa birşeyler değişmiştir. O gün dalga geçenlere duyrulur.

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65213.6667
Euro4.29594.3131
Takvim